Wednesday, Nov. 8, 2017

Samsun ve 19 Mayıs’tan Önceki Kurtuluş Yolu ve… Ulusal Kahraman Yahya Kaptan

Written By:

|

12 Mayıs 2012

|

Posted In:

Samsun ve 19 Mayıs’tan Önceki Kurtuluş Yolu ve… Ulusal Kahraman Yahya Kaptan

Samsun ve 19 Mayıs’tan Önceki Kurtuluş Yolu ve… Ulusal Kahraman Yahya Kaptan

Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’mızın ilk adımını Samsun’da atma olanağı bulamasaydı, bu yolculuğunun ilk adımını Kocaeli’den atmış olacaktı. Onun Samsun’dan başlattığı ve İzmir’de noktaladığı Kurtuluş Yolu’muzun haritası da bu nedenle, Anadolu’nun değişik yörelerinden geçtikten sonra ulaşacaktı İzmir’e. Bugüne değin hiçbir kitapta açıklanmamış olan bu yeni ve ilginç bilgi, Kurtuluş Savaşı’mız konusundaki birçok yeni ve ilginç bilgiyle birlikte,Mustafa Kemal’in “can dostu” merhum Cevat Abbas Gürer’in yakında yayımlanacak olan anıları arasında yer almaktadır. Bu anılarında Cevat Abbas Gürer, Anadolu’ya geçebilmek için Mustafa Kemal’in, Yunan ordusunun 15 Mayıs’ta İzmir’e çıkmasından çok önce Ulusal Kurtuluş Savaşı başlatmak üzere Anadolu’ya geçme hazırlıklarını tamamladığını açıklamaktadır.

Her hareketini bir plan ve program doğrultusunda yapan Mustafa Kemal’in, Anadolu’ya geçmek için de elbette yedek bir planı vardı. Bu plan, son anda iptal edilen “Kocaeli üzerinden Anadolu’ya gizli geçiş” planıydı.Mustafa Kemal, Kocaeli üzerinden Anadolu’ya gizlice geçebilme planlarını yaparken, bir yandan da yaveri Cevat Abbas Bey, onun emirleri doğrultusunda Kocaeli bölgesinde küçük silahlı müfrezeler oluşturuyordu.Üstlendiği görevin öneminin bilincinde olan Cevat Abbas Gürer, Mustafa Kemal’e bu yörede “sağ kol” olabilecek denli güvenilir bir “yiğit”le, Yahya Kaptan’la buluştu ve ona, bir Kuvâ-yi Milliye örgütü kurma görevi verdi.

Yöre halkı tarafından kahramanlığıyla ve yardımseverliğiyle tanınan Yahya Kaptan, çalışmaya başlar başlamaz bir anda, gönüllü 30 “asker”den oluşan bir müfreze kurdu.Yahya Kaptan ve emrindeki bu arkadaşlarının “görünen” görevi, Kocaeli Yarımadası’nda asayişi sağlama, Türk köylerinesaldırılarda bulunan Ermeni ve Rum çetelerinin cinayet ve soygunlarına engel olmaktı. Fakat onların asıl ve dışarıdan “bilinmeyen” çok önemli bir görevi daha vardı: Bu görev, Mustafa Kemal’in, Anadolu’da güvenli bir bölgeye ulaşıncaya değin geçeceği yollarda ve konaklayacağı yerlerde, onu korumak ve onun güvenliğini sağlamaktı.

Kuvâ-yi Milliye Müfrezesi’ni oluşturduktan sonra Yahya Kaptan hemen görevine başladı ve o andan sonra yalnızca kendisinden emir aldığı ve yalnızca kendisine “hesap verdiği” Mustafa Kemal’in emirleri doğrultusunda ulusal görevine başladı.
Mustafa Kemal, ülkeyi önce yok etme, sonra parçalarını kapışmayı kafalarına koyan “yedi düvelin” oluşturduğu emperyalizm karşısında, ulusal bir kurtuluş savaşı başlatma kararındaydı.

Bu kararını uygulamak için de, Kocaeli üzerinden Anadolu’ya geçmek, belki Eskişehir’de, belki Afyon’da ya da belki o ilk kez de, Ankara’da kurtuluş karargâhını kurmanın planlarını yapıyordu.Onu bu “karargâh”ına götürecek yolun ve yol boyunca konaklayacağı yerlerin güvenliğini de Yahya Kaptan’a emanet etmişti.Kendisine verilen emir doğrultusunda tüm hazırlıklarını tamamlamış olan Yahya Kaptan, Mustafa Kemal’den gelecek “Harekât başlasın” emrini bekliyordu.Yunan ordusu, işte o günlerden birkaç gün sonra çıktı İzmir’e… Ve Mustafa Kemal, o olayı izleyen gelişmeler sonrasında “Kocaeli üzerinden Anadolu’ya gizli geçiş” planından vazgeçti ve kurtuluş yolunun yönünü Samsun’a çevirdi.

Kocaeli üzerinden Anadolu’ya gizlice geçmeyi planladığı yolun güvenliğini Yahya Kaptan’a emanet etmesi ve ona bu amaçla bir müfre- ze kurdurmasının nedenini Mustafa Kemal, Büyük Nutuk’ta şöyle anlatmaktadır:“Efendiler, bizim, bilhassa İstanbul’a yakın olan İzmit mıntıkasında tatbikini düşündüğümüz tedbir, orada silahlı, milli müfrezeler teşkil etmek ve o havalide şayanı emniyet olan kumandan ve zabitlerimizin, bu milli müfrezelere yardım ve desteği ile, hain çeteleri takip ederek zararlarını ve varlıklarını ortadan kaldırmaktı.İşte, bu maksatla vücuda getirebildiğimiz milli müfrezelerin en mühimi ve en kuvvetlisi, bu, Yahya Kaptan denmekle maruf, bir fedakâr vatanperverin müfrezesi idi.”

Mustafa Kemal Paşa’dan aldığı emir doğrultusunda kendisine önemli görevler yüklediği Yahya Kaptan’ı Cevat Abbas Gürer ise, anılarında şöyle anlatmaktadır:“Mustafa Kemal Paşa bir gün, Kocaeli Yarımadası’nın Taşköprüsü üzerinden veya İzmit Körfezi’nden istifade edilerek Yirminci Kolordu hudutlarına ulaşacak bir yolun emniyetle alınması tedbirini bana emretti.
“Gebze, İzmit, ve Değirmendere istikametlerini etüt ettim. İcabında ikimize canlarıyla, başlarıyla iltihak edecek yerli ve muhacirlerden ve fedakâr vatanseverlerden küçük küçük silahlı kuvvetler bulabilmiş ve kumandanımın yanına dönmüştüm.
“Atatürk, arz ettiğim vaziyet ve faaliyeti çıkar yol bulmuş ve bu küçük teşkilatımızın tamamıyla emniyet edilir bir hale gelmesine ve ormanların yapraklanmasını beklemeyi faydalı görmüşler ve bu teşekkülümüzle münasebetimin kuvvetli idamesine emir buyurmuşlardır.

“Elinde dipçiği tamamıyla yanmış bir mavzer filintasının mekanizma ve namlusuna dipçik yapmakla meşgul bulunan merhum Yahya Kaptan ile üç beş arkadaşı ilk müfrezemizi teşkil edecekti.“Bizi böyle müfrezelere sevk eden sebep Kocaeli Yarımadası üzerindeki Türk köylülerini kasıp kavuran Rum çetelerinin ve İstanbul hükümetinin takip ettireceği silahlı kuvvetlerin kolay kolay ilk hamlede zararına uğramamak içindi.“Atatürk’le kendime cephanesiyle birlikte birer mavzer filintasıyla iki el bombası hazırlamıştım. Tasavvur ettiğimiz yollar güzergâhının haritalarını ikmal etmiştik. Ansızın birgün Atatürk’ün bizzat tespit ettiği Gebze civarından Tavşancıl’a inen yolu takip ederek Yahya ve arkadaşlarıyla buluştuktan ve onları da beraberimize aldıktan sonra Yarımca civarından Değirmendere’ye geçecektik.

“Değirmendere havalisindeki üç beş kişilik kuvvetindeki çeteyi de müfrezemize ilave edecek ve İznik-Yenişehir havalisinden geçerek Yirminci Kolordu kıtaatından birine ulaşmak kararımız planlanmıştı.” Anadolu’ya Kocaeli yolu ile gizlice geçebilmek üzere bütün hazırlıkların tamamlandığı ve Anadolu’ya geçişin gizliliğini kolaylaştırmak için Kocaeli ormanlardaki ağaçların yapraklanmasının beklendiği bir sırada, o ana kadar hiç hesapta olmayan bir gelişme olmuştu…

Cevat Abbas Gürer’in yakın akrabası olan Harbiye Nazırı Mareşal Şakir Paşa’nın özel amaçla yanıltması sonucu Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa’ya Üçüncü Ordu müfettişliği görevi verilmesine karşı çıkmamış ve Anadolu’ya geçme hazırlıkları içindeki “Kurtuluşcular”ın Anadolu yolunu, ayırdında olmadan açıvermişti. Bu görev, Mustafa Kemal ve arkadaşlarına, Samsun yolu ile Anadolu’ya rahat bir biçimde çıkabilme olanağı sağlıyordu. Ve bu nedenle de, Anadolu’ya Kocaeli yolu ile gizlice geçme planlarına da artık gerek kalmıyordu.

Cevat Abbas Gürer anılarında, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçmekteki gerçek amacını şöyle anlatıyor:“Geniş yetkilerini muhafaza edebilirse başarıya çabuk ulaşılacaktı. Kendisini vakitsiz israf ederlerse yine mücadelesine devam edecekti. Ancak, o zaman neticeye varmakta biraz geç kalacaktı. Fakat her iki halde de Atatürk’ün anayurda ayak basar basmaz millete ilk parolası, ‘Ya İstiklal Ya Ölüm!’ olacaktı. Ondan sonra da ‘yalnız milletin şefkat ve civanmertliğine güvenerek ve onun bitmez feyiz ve kudret kaynağından ilham ve kuvvet alarak’, o büyük ve asil varlığı, bütün şerefiyle istiklale kavuşturmak için tek başına kalsa da bu kararından dönmemek andını büyük dâhi, naçiz elimle kurulan ilk küçük tertibatını aldırırken içmişti.”

Mustafa Kemal Paşa Anadolu topraklarına Samsun yoluyla geçtiği için “Kocaeli yolu”nun iptal edilmesi, Yahya Kaptan’ın çalışmalarında bir değişikliğe neden olmamıştı. Yahya Kaptan, İstanbul’un çok yakınında oluşturduğu ulusal örgütünü giderek genişletiyor, Mustafa Kemal Paşa’dan doğrudan aldığı emirler doğrultusunda bölgesinde etkin görevler yapıyordu.
Bu görevlerin içinde sıklıkla tekrarlananı, güvenliği sağlanan Kocaeli yolundan Anadolu’ya silah gönderilmesiydi.

Yahya Kaptan’ın giderek güçlenen “silahlı kuvvetleri”, İstanbul’un doğusundan Anadolu’ya uzanan güvenli bir koridor oluşturuyordu. Tümüyle Yahya Kaptan’ın askerlerinin denetimindeki bu “koridor”dan Anadolu’ya silah ve cephane gönderilebilmesi güven içinde ve kolaylıkla yapılabiliyor, Kurtuluş Savaşı’mıza katılmak isteyen gönüllü birçok Türk aydını, İstanbul’dan Anadolu’ya bu güvenli yoldan rahatlıkla gidebiliyordu.Yahya Kaptan’ın özverili hizmetleri ve hayranlık uyandıran başarıları, bir süre sonra İstanbul’daki kimi gruplar tarafından kıskançlıkla karşılanmaya başladı.

Onun, tüm emirlerini yalnızca Mustafa Kemal Paşa’dan alması ve Mustafa Kemal Paşa’dan başka hiç kimseye hesap vermemekte direnmesi, bu gruplar yanısıra İstanbul’daki kimi kişilerin de kıskançlık duygularını harekete geçiriyordu. Yahya Kaptan kendisine en yakın destek ve ilgiyi göstermesi gereken İstanbul’daki bu kişi ve gruplarla, onların bu kıskançlıkları nedeniyle, ilişki kuramayacak bir konuma geldi. Onun tek destekçisi, sınırsız bir güven ve hayranlık duygusuyla bağlı olduğu Mustafa Kemal Paşa’ydı.

Ona inandığı için yalnızca ondan emir alıyor, ona inandığı için yalnızca ona hesap veriyordu. Fakat Mustafa Kemal Paşa, ondan yüzlerce kilometre uzaktaydı.Mustafa Kemal’in Sivas’tan Ankara’ya gelmesiyle yoğunluğu giderek artan bu İstanbul kaynaklı kıskançlık rüzgarlarının şiddeti giderek arttı ve… Sonunda Yahya Kaptan, Mustafa Kemal’le görüşmek ve ondan yeni görev emirleri almak üzere Ankara’ya gitmeye hazırlandığı bir sırada tuzağa düşürüldü, 7 Ocak 1920 tarihinde, Tavşancıl’da, halkın gözleri önünde şehit edildi.

Mustafa Kemal Paşa bu olayın peşini bırakmadı. Önce, “silah arkadaşı” Şehit Yahya Kaptan’ın iki kız çocuğunu korumasına aldı onların eğitimleri ve yetiştirilmeleri sorumluluğunu üstlendi. Sonra da, bu hain cinayete neden olan sorumluları tek tek saptadı ve her birinden tek tek “hesap sordu”.

İstanbul’daki Milli Teşkilat, Yahya Kaptan’ı koruyacağı yerde onun öldürülmesine seyirci kalmış ve olaya engel olmamıştı. Olaya seyirci kalan Milli Teşkilat sorumlularından ise, “Bu konuda hiçbir şey yapmadıkları” için hesap soruldu.
İstanbul’daki sorumlular, Yahya Kaptan’ın kendilerini dinlemediğinden şikayet ediyor, onun bu nedenle öldürülmüş olabileceğini sandıklarını ileri sürüyorlardı.Oysa Mustafa Kemal Paşa gerçeği biliyordu. Kurtuluş Savaşı’mızın bu “sessiz ama etkin” kahramanını hain bir biçimde öldürenlere, bu cinayetlerinin hesabını ödetmekte gecikmiyor ve… Tam yedi yıl bekledikten sonra Yahya Kaptan’ın hizmetlerini, onunla ilgili görüş ve düşüncelerini, Büyük Nutuk’ta ayrıntılarıyla açıklamadan önce, onu özetle şöyle tanımlıyordu:“Merhumun hiç kimseyi dinlememesinin, tenkiline, katline (yok edilmesine, öldürülmesine) sebep olarak gösterilmesi asla doğru olamaz. Şehidi Merhum, beni dinliyordu. Benden emir alıyordu. Verdiğim emre göre hareket ediyordu… Başka bir makam ve eşhasa merbut (bağlı) olduğunu, onlardan emir alması lüzumunu kendisine emretmemiştim…”

Mustafa Kemal, Nutuk’ta ayırdığı geniş bölümde Yahya Kaptan’ı ve onun, kendine bağlı olarak yaptığı hizmetlerini açıklarken, bir cephe arkadaşının yakından tanık olduğu yurtsever kişiliğine ve onurlu görev anlayışına sahip çıkmakla kalmıyor, onun karanlıkta kalmış kahramanlığını açıklayarak, tarihimizin özel bir bölümünü daha aydınlığa çıkarıyordu.•


Bir önceki yazımız olan İlber Ortaylı, Atatürk'ün devrimlerini ve liderliğini anlattı başlıklı makalemizde Atatürk Devrimleri, atatürk İnkılapları ve Atatürk'ün devrimlerini ve liderliğini anlattı hakkında bilgiler verilmektedir.

Share This Article

Related News

Osmanlı’yı Atatürk Yıktı Diyenlere Güzel Cevap
Atatürk Anıları Videosu
Cumhuriyetin 10 Yıl Dönümü Nutku 29 Ekim 1933

About Author

admin

Mustafa Kemal Atatürk'e gönülden ve akıldan bağlı bir grup genciz. Amaçlarımız arasında yüce Atatürk'ün gerçek varlığının ortaya çıkması ve Atatürk'ün Türk Milleti tarafından daha iyi tanınmasını sağlamaktır. Yolumuz Kemal Atatürk'ün yolu,ışığımız rehberimiz varlık sebebimiz O'dur.

Leave A Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*