Friday, Dec. 15, 2017

Cumhuriyet Tarihi Yalanları 2 / Sinan Meydan

Written By:

|

28 Şubat 2012

|

Posted In:

Cumhuriyet Tarihi Yalanları 2 / Sinan Meydan

20. yüzyılın başında Atatürk’ün önderliğindeki Türkiye, ön­ce emperyalizmi, onun paralı askerlerini ve yerli işbirlikçilerini yenmiş, sonra emperyalist Batı ülkeleriyle baş edebilecek kadar güçlü ve çağdaş bir ülke yaratmak için yoksulluğu, ilkelliği, geri­liği, çağdışılığı, bilgisizliği yenmek, aklı özgür kılmak, bağnazlığa son vererek aydınlanmayı, kadın erkek eşitliğini sağlamak, yüzde doksan üçü okuryazar olmayan halkı eğiterek, kulluktan bireye dönüştürmek, sanayileşmek, salgın hastalıkları önlemek ve bir millet yaratmak için çok kısa bir sürede olağanüstü bir devrim gerçekleştirmiştir. Önce “bağımsızlık” sonra “çağdaşlaşma” di­ye formüle edilebilecek olan Türk Devrimi, Turgut Özakman‘ın ifadesiyle gerçek bir “Türk mucizesi”dir.

Bu Türk mucizesi, gerçekleştirildiği andan itibaren, emperya­lizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin boy hedefi haline gelmiştir.

Karşı saldırılar daha Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlamış­tır. Önce devrimin önderi Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı’nı başlat­mak için birlikte yola çıktığı arkadaşlarından bazıları cephe al­mıştır devrime ve devrimin önderine… Dünyada devrimler kendi çocuklarını yerken Türkiye’de tam tersine devrimin çocukları devrimi yemeye kalkmışlardır.

Türk mucizesine yönelik ilk saldırılar, Atatürk’ün ifadesiyle “düşünme ve ruh yeteneklerinin kavrama sınırı biten” bazı si­lah arkadaşlarından gelmiştir. Örneğin, Kurtuluş Savaşı sırasın­da Doğu Cephesi’ndeki başarılarıyla tanınan Kazım Karabekir Paşa, neredeyse bütün devrimlere karşı çıkmıştır. Cumhuriyetin ilanını erken bulmuş, halifeliğin kaldırılmasına ve Latin harf-

lerinin kabulüne karşı çıkmış, laikliği eleştirmiş; bu da yetme­miş, Atatürk’ün Türk Devrimi’ni halka ulaştırmak için kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ne muhalif, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’m kurmuş, “partimiz dini hükümlere saygılıdır” sloga­nıyla karşı devrimcileri etrafında toplamış, dahası yazdığı kitap­larda, “Kurtuluş Savaşı’nı Atatürk değil ben başlatttml Atatürk bizi Bolşevik yapacaktı! Atatürk, Kuran’ı bazı İslam karşıtı kişilere tercüme ettirecekti! Atatürk ‘dini ve namusu olan top­lumlar ilerleyemez’ dedi! Atatürk diktatör olmak, halife olmak istiyordu!” gibi aslında kendi içinde çelişen birçok iddia orta­ya atarak Atatürk’ü halkın gözünden düşürmeye çalışmıştır (Bu iddialara verilen cevaplar için bkz. Sinan Meydan, Atatürk ile Allah Arasında, “Bir Ömrün Öteki Hikayesi”, 3. bas., İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 2009, s.1027-1051).

YouTube Preview Image

Kazım Karabekir’in Atatürk’e ve Türk Devrimi’ne yönelik iddiaları çok geçmeden Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının temel referansı haline gelmiştir. Atatürk’ün Nutuk’ta anlattık­larına “anılara güvenilmez” diyerek burun kıvıranlar, Kazım Karabekir’in İstiklal Harbimizin Esasları’nda anlattıklarını “kutsal kitap kelamı” gibi sorgulanamaz gerçekler olarak kabul etmişlerdir (Karabekir’in iddialarına dayanarak yakın tarihin ye­niden yazılmasına dair son örneklerden biri için bkz. Mustafa Armağan, Kazım Karabekir’in Gözüyle Yakın Tarih, Timaş Ya­yınları, İstanbul, 2011).

Öteden beri Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı Cumhuriyet tarihi yalancılarının temel kaynaklarından biri hep Kazım Ka-rabekir Paşa’nm kitapları olmuştur. Onlara göre Atatürk’ün Nutuk’ta anlattıkları resmi tarih, Kazım Karabekir’in İstiklal Harbimizin Esasları’nda anlattıkları gerçek tarihtir! Bu düşünce zaman içinde adeta bir inanç halini almıştır. Öyle ki, bugün ül­kemizin Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı kadim yobazları, Ka­zım Karabekir’i neredeyse kutsal bir dini figür haline getirmişler, Atatürk’ün karşısına hep Kazım Karabekir’i çıkarmışlardır. Bu yönüyle Kazım Karabekir, karşı devrimcilerin en çok sömürdüğü Cumhuriyet tarihi figürüdür.

 

Cumhuriyet tarihi yalanlarının belli başlı birkaç temel kay­nağı vardır. Atatürk’e ve Cumhuriyet’e saldıran Cumhuriyet ta­rihi yalancılarının temel kaynakları şunlardır:

  1. Kazım Karabekir, “İstiklal Harbimizin Esasları”, “İstiklal Harbimiz”,
  2. 2.     Mevlanzade Rıfat, “Türkiye İnkılabının İç Yüzü”,
  3. Rıza Nur, “Hayat ve Hatıratım”,
  4. Necip Fazıl Kısakürek, “Büyük Vatan Dostu Sultan Vahi-düddün”,

S o   Kadir Mısıroğlu, ” Osmanoğulları’nın Dramı”, “Lozan Za­fer mi Hezimet mi?”, “Sarıklı Mücahitler”,

  1. Fikret Başkaya, “Paradigmanın İflası”,
  2. Yalçın Küçük, “Türkiye Üzerine Tezler”, “Aydın Üzerine Tezler”.

Bu temel kaynakların dışında eserlerinde sıkça “Cumhuriyet tarihi yalanlarına” yer vermiş olanlar da şunlardır:

Said-i Nursi, Abdurrahman Dilipak, İdris Küçükömer, Atil­la Yayla, Mehmet Altan, Halil Berktay, Taner Akçam, Cemil Koçak, Cemal Kutay, Ahmet Kabaklı, Hasan Hüseyin Ceylan, Mustafa Müftüoğlu, Burhan Bozgeyik, Vehbi Vakkasoğlu, Sevan Nişanyan, Mustafa Armağan, Emre Aköz, Mümtazer Türköne, Ayşe Hür, Murat Belge, Engin Ardıç, Hasan Cemal, İsmail Beşik­çi, Mete Tuncay, Eric Jan Zürcher, Şerif Mardin, Baskın Oran, Çetin Altan, Necmettin Şahiner, Mehmet Şevket Eygi, Mustafa Akyol, Altan Tan…

Cumhuriyet tarihi konusunda “yalan tarih” yazanlar sade­ce burada adını verdiğimiz kişiler değildir kuşkusuz; daha adını vermediğimiz onlarca “Cumhuriyet tarihi yalancısı” vardır! Ay­rıca burada adını verdiğimiz kişilerin bütün yazdıklarının “ya­lan” olduğunu söylemek de doğru değildir. Yazdıkları arasında belgelere dayanan bazı gerçekler de vardır kuşkusuz. Fakat genel olarak, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığıyla kaleme sarıldıkları için olsa gerek, yazdıklarının büyük bir bölümü doğru değildir; kitapları, yalan yanlış, çarpıtma bilgilerle doludur.

Burada dikkat çeken nokta, çok farklı dünya görüşüne men­sup bu insanların Atatürk’e ve Cumhuriyet’e saldırma konusun­da “ağız birliği” etmişçesine ortak hareket etmeleridir.

Kimi dindar, kimi liberal, kimi milliyetçi, kimi solcu olarak kendini tanımlayan bu insanların Atatürk ve Cumhuriyet düş­manlığının arka planında ne vardır? Bu iyi eğitim almış, okumuş yazmış insanları “Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığıyla” tarihi eğip bükmeye sevk eden nedenler nelerdir? Büyük bir soğukkan­lılıkla tarihi gerçekleri çarpıtan bu insanlar nasıl bir ruh hali için­dedirler?

Bütün bu sorulara kısa bir “önsöz” içinde doyurucu cevap­lar vermek imkânsızdır. Ancak uzun yıllardır Cumhuriyet tari­hi yalancılarını anlamaya çalışan biri olarak, bence tarihi eğip bükerek Atatürk’e ve Cumhuriyet’e saldıran bu insanları dört farklı grupta toplamak mümkündür:

  1. 1.    Emperyalizmin hizmetkârları: Bunlar, dün olduğu gibi bugün de Türkiye’yi bölüp parçalamaya çalışan emperyalizmin hizmetinde çalışmaktadırlar. Amaçları, yüzyılın başında emper­yalizmi dize getirerek bağımsız ve çağdaş bir ulus devlet kuran Atatürk’ü ve onun kurduğu Cumhuriyet’i etkisiz hale getirmek­tir. Türkiye’nin emperyalist Batı’nın çıkarları doğrultusunda ye­niden biçimlendirilmeye çalışıldığı son elli yılda Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in sorgulanması ve ortadan kaldırılması çok büyük bir önem taşımaktadır. Bu gruptakiler, yakın tarihi olabildiğince eğip bükerek Atatürk’ü halkın gözünden düşürüp Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini eleştirmekle görevlendirilmişlerdir. Bunlar, Türkiye’nin bağımsızlığı ve çağdaşhğıyla kavgalıdırlar. Çoğu kez demokrasi havarisi, insan hakları savunucusu olarak görülen bu kişiler, bence en tehlikeli Cumhuriyet tarihi yalancılarıdır.
  2. 2.    Dinci yobazlar: Bunlar, Atatürk’ün kurduğu “laik” Tür­kiye Cumhuriyeti’nin “dindar” Osmanlı Devleti’ne son verdiğini düşünerek, dinsel gerekçelerle Atatürk’e ve Cumhuriyet’e saldır­maktadırlar. Bu kişilerin ortak özeliği, hem dini hem de tarihi iyi bilmemeleridir. Osmanlı’yı, İslam dinini, Cumhuriyet’i ve Atatürk’ü neredeyse hiç bilmeyen bu insanlar, daha çok birtakım

propagandist kitaplara ve dedikodulara dayanarak ve ellerine geçirdikleri belge ve bilgileri işlerine geldiği gibi yorumlayarak sonuç çıkarmayı ilke edinmişlerdir. Onlara göre Atatürk ve onun kurduğu Cumhuriyet “din düşmanıdır” ve mutlaka yıkılmalıdır! Bu nedenle yazdıkları kitaplarda Atatürk’e ve Cumhuriyet’e in­safsızca ve vicdansızca saldırmışlardır (Bunlara, “Atatürk ile Al­lah Arasında” adlı kitabımda belgelere dayalı cevaplar verdim).

  1. 3.    Kuşkucu narsistler: Bunlar, bazı arşivlerin kapalı olma­sından, bazı kitapların yasaklı olmasından “kuşkulanarak” ve okullarda Atatürk’ten ve Cumhuriyet’ten fazlaca söz edilmesin­den “işkillenerek”, “Resmi tarih yalan söylüyor!” deyip kendile­rince “alternatif bir tarih” yazma iddiasıyla kaleme sarılanlardır. Bunlar, “Gerçekler sizin bildiniz gibi değil!” diyerek yarattıkları “kuşkucu” ve “gizemli” ortamda tarihi belge ve bilgileri çarpı­tarak kendi gerçeklerini “tarihsel gerçek” diye sunarlar. Kendile­rini “ezber bozan, tez çürüten” diye adlandıran bu kişilerin pek çoğu kendini fazla beğenmiş narsist tiplerdir. Bunların Atatürk’e ve Cumhuriyet’e saldırmalarının temel nedeni kişisel tatmindir.
  2. 4.    Bilgisiz enteller: Bunlar, belge ve bilgiye ulaşma konusun­da sıkıntı çeken, tarih bilimini ve tarih metodolojisini bilmeyen insanlardır. Okudukları birkaç popüler kitaba dayanarak “bü­yük tarihçi” pozlarına girerler. Eğitimleri başka alanlarda olma­sına rağmen kendilerini tarihçi gibi gösterirler. Tarihin, zaman ve mekân ilkesinden habersiz oldukları için geçmişte meydana gelen olayları ve olguları bugünün değer yargılarıyla yorumlaya­rak farkında olmadan komik duruma düşerler. Her şeyi sorgu­layalım derken ölçüyü öyle bir kaçırırlar ki, zaman içinde kendi varlıklarını da sorgulamaya başlarlar. Bunlar, genel olarak zarar­sızdırlar, hatta biraz eğlenceli oldukları bile söylenebilir!

Bu ülkede Cumhuriyet tarihi yalanlarının ve yalancılarının üzerine giden ve bütün yalancıları yalanlarıyla birlikte gözler önüne seren ilk kişi, değerli Turgut Özakman’dır. Ben de karınca kararınca onun açtığı yoldan gitmeye çalışıyorum. Bu nedenle, Turgut Özakman’ın Cumhuriyet tarihi yalanları ve yalancıları konusundaki düşüncelerini çok önemsiyorum.

 

Yeri gelmişken, Turgut Özakman’m Cumhuriyet “Türk Mucizesi” adlı kitabından, Cumhuriyet tarihi yalanları ve yalan­cıları hakkındaki şu çarpıcı değerlendirmelerini sizlerle paylaş­mak istiyorum:

“Daha önce yakın tarihimiz ile ilgili yalanları, sahtecilikleri, uydurma ve çarpıtmaları derlemiş, Vahdettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele adlı kitabımda doğrularıyla birlikte açıklamış­tım. Sahte tarihçiler ve yalan üreticisi yazarlar uzunca bir zaman bu konularda yalanlara ara vererek susmuşlardı.

Yakın zamanlarda, yalan rüzgârları gazetelerde, televizyon­larda yeniden esmeye başladı. Bu kez bazıları yalanlara cum­huriyet dönemini de katıyor. Birbirlerine destek vererek sahte bir tarih üretmeye çalışıyorlar. Bu yazıları okurken, konuşanları dinlerken utanıyorum, midem bulanıyor. Bilimsel kılıklı kitap­lar da yazıyorlar. Ama bilgisizlikleri, önyargıları, bilimsellikten uzaklıkları satır aralarından akıyor.

Yalandan, çarpıtmadan, uydurmadan daha ayıp, daha ahlak dışı bir şey düşünemiyorum. Okurları, izleyenleri, amaçlarına uygun sahte bir tarihle uyutmak, kandırmak, aldatmak, öz tarih­lerinden soğutmak; yerine uyduruk, yapma, bütünüyle sahte bir tarih yerleştirmek istiyorlar. Bunu her fırsattan yararlanarak ya­pıyorlar. Eskiyi abartıyor, yeniyi bir ucundan tutup karalıyorlar. Aralarında gepgenç insanlar var. Belli ki bilimsellik, bilim ahlakı nedir, hiç bilmiyorlar. Doldurulmuş plaklar olarak tarihe aykırı hikâyeleri, dedikoduları mekanik bir biçimde seslendiriyorlar.” (Turgut Özakman, Cumhuriyet, 1. kitap, İstanbul, 2009, s. 11)

Cumhuriyet Tarihi Yalanları’nm ilk cildi çok büyük bir il­giyle karşılandı. Artık neredeyse kanıksanmak üzere olan bazı Cumhuriyet tarihi yalanlarının belgelerle yanıtlanması kamuo­yunda büyük takdir topladı. Her gece televizyon ekranlarını, her sabah gazete köşelerini süsleyen Cumhuriyet tarihi yalancılarının gün yüzü görmemiş yalanlarıyla bütün bildiklerini sorgulama noktasına gelen, korkunç bir kafa karışıklığı içinde bunalan ve sonunda Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i eleştirmeye başlayan insan-

lar, Cumhuriyet Tarihi Yalanları’nı okuyarak, kimler tarafından nasıl kandırıldıklarını öğrendiler.

Yandaşlığın, yalakalığın, Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığı­nın prim yaptığı, “Aman Ergenekoncu derler, Silivri’ye tıkarlarl” korkusuyla Atatürk’ün ve onun kurduğu Cumhuriyet’in adını bile ağzına almaktan korkan “aydınların” rağbet gördüğü bu günler­de, tamamen belgelere dayalı olarak Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in değerini olanca açıklığıyla gözler önüne seren Cumhuriyet Tarihi Yalanları; kandırılan, aldatılan kamuoyuna mümkün olduğu ka­dar gerçekleri göstermek amacıyla yazılmıştır.

Cumhuriyet Tarihi Yalanları’nı aslında iki ciltte bitirmeyi düşünüyordum. Ancak, Cumhuriyet tarihi yalancılarının her gün yeni yalanlar üretmeleri ve bu yalanlarla toplumu zehirlemeleri nedeniyle bu düşüncemden vazgeçtim. Bunların bütün yalanları­na cevap vermeden, yalancıların bütün mumlarını söndürmeden Cumhuriyet Tarihi Yalanları serisine son vermeyeceğim.

Cumhuriyet Tarihi Yalanları’nın birinci cildinde: °    Kurtuluş Savaşı’nı Atatürk başlatmamıştır!

  • Kurtuluş Savaşı önemsizdir!
  • Kurtuluş Savaşı antiemperyalist bir mücadele değildir!
    • Güney Anadolu’nun kurtarılmasında Atatürk’ün etkisi yok­tur!
    • Çerkez Ethem hain değil kahramandır!
    • I. İnönü Savaşı olmamıştır, sonradan uydurulmuştur!
    • Vahdettin hain değildir!
    • Kurtuluş Savaşı önemsizdir!
      • Yazı ve Dil Devrimi Türkiye’yi tarihinden koparmıştır! Yalanlarına belgelerle cevap vermiştim.

Şu an elinizdeki Cumhuriyet Tarihi Yalanları’nın ikinci cil­dinde ise:

  • Atatürk’ün Çanakkale Savaşları’nda önemli bir başarısı yoktur!
  • Çanakkale zaferi Liman von Sanders’in eseridir!
  • Çanakkale zaferini yeşil sarıklılar kazandırmıştır!
  • Kürt sorunu Cumhuriyet’le başlamıştır!
  • Atatürk ve Cumhuriyet, Kürtlere düşmandır!
  • Atatürk Kürtlere özerklik sözü vermiştir!
  • Şeyh Sait İsyanı’nda İngiliz parmağı yoktur!
  • Dersim isyan etmemiştir!
  • Cumhuriyet Doğu’ya yatırım yapmamıştır!
  • Atatürk Dersim’de Alevi-Kürt katliamı yapmıştır!
  • Said-i Nursi Kurtuluş Savaşı kahramanıdır!
  • Said-i Nursi’nin ayrılıkçı Kürt hareketiyle ilgisi yoktur!
  • Said-i Nursi siyasetle ilgilenmemiştir!
  • Said-i Nursi Amerikancı değildir!
  • Atatürk, İsmet İnönü, CHP camileri kapatmıştır!
  • İsmet İnönü din düşmanıdır!
  • İsmet İnönü paralardan Atatürk resmini kaldırtmıştır! Yalanlarına belgelerle cevap veriyorum.

Allah izin verirse gelecek ciltlerde de aklınıza takılan başka sorulara, başka yalanlara cevap vereceğim.

Cumhuriyet Tarihi Yalanları serisinde, yalanlar, yalancılar ve gerçekler olanca açıklığıyla belgelerle gözler önüne serilmiş­tin

Cumhuriyet Tarihi Yalanları, Türkiye’nin dönüştürülme sürecinde, yakın tarihin nasıl sistemli bir şekilde çarpıtıldığını, Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in nasıl ahlaksızca karalandığını ve Türk insanının nasıl vicdansızca kandırıldığını şüpheye mahal vermeyecek biçimde kanıtlamaktadır.

Cumhuriyet Tarihi Yalanları’nı özellikle gençlerimizin oku­masını istiyorum ve gençlerimize Turgut Özakman’ın şu sözle­riyle sesleniyorum:

“Sevgili gençler! Bu yalanlara, çarpıtmalara, yutturma­lara karşı uyanık durun. Sizi kandırmalarına izin vermeyin. Gerçeğe saygı duyun ve gerçeği dürüst, namuslu kaynaklardan yararlanarak öğrenmeye çalışın. Doğru, gerçek tarihinizi, yan­lışları ve doğrularıyla öğrenin. Ağzı kalabalık, kalemi karışıkuzak durun” (Özakman, age, s. 12,13)

Cumhuriyet Tarihi Yalanları’nın ikinci cildinde, hamile ol­masına karşın bana büyük destek veren, kitabı defalarca oku­yarak görüşlerini bildiren ve düzeltisini (redaksiyonunu) yapan eşim Özlem Akkoç MEYDAN‘a ve bütün bu çalışmalar sırasında annesinin karnında tekmeleriyle bize eşlik eden kızım İdil Maya MEYDAN‘a sonsuz sevgilerimi sunuyorum…

İnkılâp Kitabevi çalışanlarına, özellikle Levent Çeviker’e çok teşekkür ediyorum.

Yalancının mumunu hep birlikte söndürelim.

İyi okumalar…

Sinan MEYDAN
Başakşehir / İstanbul 2011

Bir önceki yazımız olan Atatürk ve Cumhuriyet'imiz başlıklı makalemizde Atatürk Devrimleri, atatürk ve cumhuriyet ve mustafa kemal atatürk hakkında bilgiler verilmektedir.

Share This Article

Related News

Mustafa Kemal Atatürk’ün Nüfusa Kayıtlı Olduğu Şehir Neresidir?
Pakistan’lı Din Alimi Muhammed İkbal’in Atatürk Sevgisi
Atatürk Amerika’daki Bir Üniversitede Ders Oldu

About Author

admin

Mustafa Kemal Atatürk’e gönülden ve akıldan bağlı bir grup genciz. Amaçlarımız arasında yüce Atatürk’ün gerçek varlığının ortaya çıkması ve Atatürk’ün Türk Milleti tarafından daha iyi tanınmasını sağlamaktır. Yolumuz Kemal Atatürk’ün yolu,ışığımız rehberimiz varlık sebebimiz O’dur.

(1) Reader Comment

  1. fadime
    29 Şubat 2012 at 02:26

    Ne der Mevlana: Körler görmesede yıldızlar vardır... Atatürk bir yıldızdır,kasırgadır,yıldırımdır, dünyayı aydınlatan güneştir...tabiata ait olan bu özellikler nasıl ki yok sayılamazsa Atatürk'ü de hiç kimse yok sayamaz,varlığını inkar gelemez... O değil midir tabiatın aynası olan ve dağlarda taşlarda silüeti çıkan,tabiat O'nu nasıl yok saymıyorsa,varlığını gösteriyorsa bugün olmasa bile bir gün mutlaka ama mutlaka yüceliği tekrar ispatlanacaktır....

Leave A Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*