Wednesday, Nov. 8, 2017

Bakalım Mustafa Kemal ‘Tarihte Bugün’ Neler Yapmış?! (2)

Written By:

|

30 Mart 2012

|

Posted In:

Bakalım Mustafa Kemal  ‘Tarihte Bugün’ Neler Yapmış?! (2)

Bakalım Mustafa Kemal  ‘Tarihte Bugün’ Neler Yapmış?! (2)

Geçen hafta “Mustafa Kemal de eleştirilebilir…” “özdeyişiyle” başlatılan yolun vardığı yerleri irdelemeye başlamıştık. Aslında belki de “yerler”den değil ama “yer”den söz etmek gerekiyor. Çünkü sonunda, bir tek yere varıldı. Ama o yerin adı “eleştirmek” değil, dilimizdeki karşılığın tam anlamıyla “yerin dibine batırmak” oldu. Ya da şöyle diyelim: “Mustafa Kemal sonrası”nın bir kesim “aydın”ı(!), bu “sonra”yı oluşturan yıllar boyunca kayda değer hiçbir şey yapamadığının, hiçbir şeyi sürdüremediğinin veya yıkılmasını istediği hiçbir şeyin yerine kayda değer bir başka şey koyamadığının farkına varınca, çareyi “bugün”lerin olumsuzluklarının sorumluluğunu olduğu gibi Mustafa Kemal’in sırtına yüklemeye çalışmakta buldu.

Devam etmezden önce, yapılan “eleştirilere” biraz daha göz atalım.

En çok tekrar edilenlerden biri: “Mustafa Kemal, kurduğu devleti kendi kafasına göre şekillendirmişti…”

Tamamen doğru. Peki ama, kimin kafasına göre şekillendirecekti? İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin üyelerinin kafalarına göre mi? Yabancı ülkelerden hangisinin mandası altına girmek daha uygun olur diye düşünenlerin mi? Ya da Vahdettin’in mi?

Mustafa Kemal’den başka, Sevr’in alternatifi olarak bağımsız bir devleti düşünen kafa mı vardı o günlerde? Olanlar da kafa mıydı?

Yoktu. Tek kafaydı onunkisi. Bu yüzden de Şevket Süreyya Aydemir’in biyografisinin başlığı gibi “Tek Adam”dı. Zaten aslında sorun, bu “Tek Adam”ın kurduğu devleti “kendi kafasına göre” şekillendirmiş olmasında değil, ama o devleti ve onun ayakta kalabilme koşullarını bir türlü kavrayamayanlarda. Sırası gelmişken, bununla bağlantılı bir“eleştiri”ye daha değinelim: “1930’ların kafasıyla bugünkü dünyaya bakılamaz…” Sapına kadar doğru. Ama buraya hemen eklenmesi gereken bir gerçek daha var: 1930’ların dünyası ve o dünyanın koşulları iyi, hem de çok iyi bilinmeden de bugünün dünyası ve Türkiye’si anlaşılamaz! Kalkıp 1920’leri, 1930’ları bugün var olan, ama o zaman hiç olmayan koşullara göre yargılayacaksınız, böylece o yirmili ve otuzlu yılları, aslında hiç olmadıkları, çünkü olamayacakları yerde varsayacaksınız, sonra da Mustafa Kemal’e: “Neden orada değildin” diye soracaksınız! Ardından da bunun adına “Mustafa Kemal’i eleştirmek” diyeceksiniz!

Hayır! Bunun adı, ‘Mustafa Kemal’i eleştirmek’ değildir. Bunun adı, onun ölümünden bu yana geçen yetmiş dört yılda hiçbir şey yapamamış, onun ektiklerini ve yeşertmeye başladıklarını sonradan kurutmuş olmanın vebalini, kendine “Peki, ben bu kadar yılda ne yaptım” diye hiç sormadan yetmiş dört yıl önce ölmüş olan o adamın sırtına yüklemeye çalışmaktır.

Biz iyisi mi, ayrıntıların içinde yolumuzu kaybetmeden esasa gelelim.

“Yani Mustafa Kemal eleştirilmemeli mi” diye sormaya kalkmayın sakın! Elbette eleştirilir. Dahası, eleştirilmelidir. Bıraktığı tek mirasın bilim ve akıl olduğunu kendi söylemiş olan bir adamın eleştirilmesi, ancak sağlığında açtığı ufuklara yenilerinin eklenmesi sonucunu doğurabilir.

Ama şu gerçek de unutulmamalı: Mustafa Kemal “çapında”ki insanların eleştirilmesi de çap ister, bilgi ister, akılcılık ister. Yani bu iş, Mustafa Kemal’den sonraki yıllarda boş oturmuş olmanın gizli ezikliği ve çapsızlığı ile üstesinden gelinebilecek bir iş değildir! Bu iş, ancak şu yörüngede başarılabilir: O günkü koşullar ne idi? – Bugünkü koşullar nedir? – O günün koşullarından bugünkülere uzanan yolu aşmak için, doğru adımlar atılabilmiş midir?

Bunun adı, “tarih bilinci”dir; yani bugün düzmece Mustafa Kemal eleştirileri ile “aydın” olmaya soyunanlarda hiç olmayan bir şey!

cumhuriyet 30 03 2012  Odak Noktası Ahmet Cemal

Bir önceki yazımız olan Atatürk ve Cumhuriyet'imiz başlıklı makalemizde Atatürk Devrimleri, atatürk ve cumhuriyet ve mustafa kemal atatürk hakkında bilgiler verilmektedir.

Share This Article

Related News

Pakistan’lı Din Alimi Muhammed İkbal’in Atatürk Sevgisi
Atatürk Amerika’daki Bir Üniversitede Ders Oldu
Sabiha Özar Atatürk’ü Anlattı

About Author

admin

Mustafa Kemal Atatürk'e gönülden ve akıldan bağlı bir grup genciz. Amaçlarımız arasında yüce Atatürk'ün gerçek varlığının ortaya çıkması ve Atatürk'ün Türk Milleti tarafından daha iyi tanınmasını sağlamaktır. Yolumuz Kemal Atatürk'ün yolu,ışığımız rehberimiz varlık sebebimiz O'dur.

(1) Reader Comment

  1. Veli
    30 Mart 2012 at 23:48

    Eleştirmek !!! neden ve ne için eleştirmek? Sizin namusunuzu,canınızı kurtaran bir kişiyi övüp göklere çıkarıp,değerini,kıymetini bilmek yerine yapılacak en son şey Onu eleştirmektir. Yabancı bir arkadaşım,bizi ne kadar şanslı bir ülkede doğduğumuzu,nitekim ATATÜRK gibi bir lidere sahip olduğumuz için çok şanslı olduğumuzu söyleyip, Loyd George'nin şu sözünü hatırlatmıştı bana; - Tenkidlerinizde çok haklisiniz. Özellikle Fransiz ve Ingilizlerin o dev donanmasi, yüzbinlerce Ingiliz, Fransiz, Afrikali, Hintli askerlerle yaptigimiz bu çikartma tam bir hezimle sonuçlanmistir. Elbette üzgünüm; fakat sizler de sunu unutmayiniz. Dünyaya her yüz yilda bir dahi gelir. Bu yüzyilin dahisi maalesef Türklere nasip olmustur. Çanakkale’de karsimiza Mustafa Kemal adinda bir Türk subayi çikmistir.

Leave A Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*