Friday, Dec. 15, 2017

Atatürk’ü anlamak bir çaredir !..

Written By:

|

27 Şubat 2012

|

Posted In:

Atatürk’ü anlamak bir çaredir !..

Özellikle günümüzde bir çok fikir kamplarının, Atatürk’ün bir sözüne, bir davranışına sarılıp kendilerini haklı çıkarmağa çalıştığı şu sıralar, O’nun temel yapısını bilmek zorunlu hale gelmiştir.

Atatürk için yurtta ve dünyada binlerce kitap yazıldı, seminerler, sempozyumlar düzenlendi. Enstitüler kuruldu, şiirlere, televizyon –radyo programlarına, romanlara konu edildi. Bu bilimsel çalışmaların yanı sıra, binlerce övülme ve yerilmelere de yer vermek gerekir!

Durum bu olduğuna göre, Atatürk’ü yeni baştan anlatmak ihtiyacı duyulmamalıydı; ama bakıyorum bugün, memleketimizde batı kopyası birtakım sosyo-ekonomik modeller ortalığı tutmuş; bazı gençlerimiz bilinçli-bilinçsiz bu modellerin etrafında halkalanmışlar ve memleketin ancak bu modeller içinde gelişebileceğini savunuyorlar.

Bu, insanı gerçekten şaşırtan bir görünüştür.

Çünkü eğer –az önce söylediğim gibi- Atatürk için yazılmış binlerce kitap, düzenlenmiş seminerler, sempozyumlar, kurulan enstitülerin çalışmaları Atatürk gerçeğini iyice anlatabilmiş, daha doğrusu bunları okuyanlar, dinleyenler Atatürk’ü anlamış olsalardı, durum bu olmamak gerekirdi!

Bugün ülkemizde bir bölüm aydının ve öğrencilerin memleketin kalkınması için çare diye gördüğü sosyalizm, yeni bir sorun değildir. Atatürk, Kurtuluş Savaşımız sonunda yeni bir devlet kurarken, sosyalizm, Avrupa ülkelerinde işlenmiş bir fikir olarak vardı ve komşumuz Sovyetler Birliği’nde bu fikir devlete vücut veriyordu. Atatürk bunları çok yakında izlemekte ve bilmekteydi.

1920’lerde Marksizm, denenmemiş bir rejimdi. Bugün altmış yıllık bir uygulama dönemi geçmiştir. Bir sınıfı yok etmekle, sınıfların ortadan kalkacağı iyice anlaşılmış, sömürünün yalnız sınıflar tarafından değil, devleti yönetenler tarafından da yapılabileceği ortaya çıkmıştır.

Özel mülkiyetin yok edilmesini amaçlayan Marksizm, bugün uyguladığı bütün ülkelerde önce yok edilmiş, sonra dönüp yeniden ihya edilmek zorunda kalınmıştır! Sovyet Rusya böyledir, Polonya, Macaristan Çekoslovakya, Doğu Almanya, Romanya, Bulgaristan böyledir, Küba böyledir… Ve bütün bu denemeler, milyonlarca gerçek fikir adamının baskı rejimi altında kahrolması, yok olması karşılığı yapılabilmiştir. Sormak lâzımdır.

Ele geçen nedir? Elden çıkarılan nedir?…

Bizim gibi sosyal reformlarını tamamlamak yolunda olan bir ülkede buna özenmek için hangi sebep vardır?.. Marksizm’de Türk Milleti için ümit olsaydı, Atatürk 1923’de sosyalist bir cumhuriyet kurardı ve bunu kurması için hiçbir engel de yoktu. Eğer sosyalist bir baskı rejimi yerine, anayasal bir cumhuriyet kurulmuşsa, bunun tek sebebi sosyalist bir rejimin Türkiye gerekçelerine ve Türk insanının çıkarlarına ters düştüğü içindir.

Faşizme gelince:

Faşizmin, dünyanın talihsiz ellerine doğduğu yıllar, Atatürk memleketimizde devrimlerini yürütüyordu. Belki hiçbir devlet  Başkanı Atatürk kadar faşizm sefaletini yakından izlememiş, onu açıktan düşmanlık etmemiştir. Bazen herkesin arasında yaptığı konuşmaların, diplomatik üslûp çizgisini nasıl aştığını ve hariciyecilerimizin klâsik görüşlerini nasıl rahatsız ettiğini, o günleri yaşayanlar çok iyi bilirler. Çünkü Atatürk, faşizm ile tam bir çelişki halindeydi.

Faşizm “HERŞEY DEVLET İÇİN” derken, Atatürk “HER ŞEY MİLLET İÇİN” diyordu. Bu, birbirine taban tabana zıt iki dünya görüşüdür. Toplumun temel üstünlük değeri “DEVLET” de görünler,faşizmi oluştururken, “TEMEL ÜSTÜN DEĞERİ” MİLLET’ de görenler, hürriyetçi demokrasiyi oluştururlar. Çünkü devlet –işlerliği açısından- eninde sonunda bir kadrodur, hacmi ile sınırlıdır.

Toplumu devletin emrine verme, imparatorluk tefekkürüdür; denenmiştir, sürekli gücü olmadığı görülmüştür ve sonunda parça parça olmuştur.

Atatürk, böyle bir tefekkürün en yüksek ürünü olan Osmanlı İmparatorluğu’nun tasfiyesi içinden çıkmış bir devlet adamıydı.

“Milli Misak” sınırlarının cesaretle çizilmesi, imparatorluk tefekkürünün reddinden başka bir şey değildir; ve anti-emperyalist bir dünya görüşüne sahip çıkmaktan başka bir anlam taşımaz.

ATATÜRK GİBİ DÜŞÜNMEK

Bir önceki yazımız olan Atatürk ve Cumhuriyet'imiz başlıklı makalemizde Atatürk Devrimleri, atatürk ve cumhuriyet ve mustafa kemal atatürk hakkında bilgiler verilmektedir.

Share This Article

Related News

Mustafa Kemal Atatürk’ün Nüfusa Kayıtlı Olduğu Şehir Neresidir?
Pakistan’lı Din Alimi Muhammed İkbal’in Atatürk Sevgisi
Atatürk Amerika’daki Bir Üniversitede Ders Oldu

About Author

admin

Mustafa Kemal Atatürk’e gönülden ve akıldan bağlı bir grup genciz. Amaçlarımız arasında yüce Atatürk’ün gerçek varlığının ortaya çıkması ve Atatürk’ün Türk Milleti tarafından daha iyi tanınmasını sağlamaktır. Yolumuz Kemal Atatürk’ün yolu,ışığımız rehberimiz varlık sebebimiz O’dur.

(2) Readers Comments

  1. fadime
    27 Şubat 2012 at 23:17

    Bugün Atatürk yaşasaydı haşa etini lime lime edecek insanlar , Atatürk'e saldırmanın dayanılmaz hafifliği ile güzel adını lekelemeye çalışıyorlar. Sözde!!! köşe yazarları, yazarlıkları kendinden menkul bu şahıslar hiç tarih okumamış gibi Atatürk'ün mandacı olduğu iftirasına kadar atabilmektedirler. Oysa herkesin mandacı olduğu bir zamanda Atatürk canını dişine takarak cephe cephe dolaştı.Atatürk sırt üstü yatıp rahat etmeyi,ülkeyi yabancıların işgaline terketmeyi bilmiyormuydu? Atatürk eğer isteseydi o bizim gönlümüzün sultanı ama sultan,padişah hatta kral bile olabilirdi.Herşey elindeydi çünkü. Ama ne yaptı, sadece halkı için,halkının geleceği için, vatanı ve vatan toprakları için uğraştı nitekim gencecik yaşında da yaşadığı sıkıntıların,zorlukların, yorgunlukların,acıların sonucu olarak da tam rahat edeceği bir zamanda aramızdan ayrıldı... Türkiye sana minnet borçludur ATA'm...Bir yerleri rahata erdiği için seni unutanları esefle kınıyor,senin yolundan ayrılmayacağımıza söz veriyoruz...

  2. Aydınca
    28 Şubat 2012 at 22:48

    Atatürk'ü anlayabilmek için insanı sevebilmek, yüreğinde bağımsızlık ruhunu taşıyabilmek ve de nefsi çıkar ve saltanat sevdalısı olmamak lazımdır... Faşist bir insan osmanlının enkazlarından bir devlet yaratmaya çalışsaydı alırdı osmanlının saltanat düşkünü padişahlığını devam ettirirdi... Oysa Atatürk hayatı boyunca kendi nefsi çıkarlarını bir kenara bırakıp hep insanlık için mücadele etmiştir. Onun için saltanattan önce namus şeref onur ve de bağımsızlığı gelirdi... Atatürk'ü bugün başka şekilde göstermeye çalışanlar, eski osmanlı kalıntılarından kalmış yobazlığın esaretinden kendilerini kurtaramamış akıl ve mantık fukarası insanlardır...

Leave A Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*