Tuesday, Nov. 7, 2017

Atatürk’e hakaretlere belgeli yanıt

Written By:

|

08 Nisan 2013

|

Posted In:

Atatürk’e hakaretlere belgeli yanıt

TARİHİ VE GÜNCEL GERÇEKLER

Geçen haftaki Ceviz Kabuğu programı çok izlendi, çok yankılandı ve çok şaşırttı.

Programın ardından bir katılımcının (Star’dan Muharrem Coşkun) haksız, kaba ve düzeyi düşük eleştirileri üzerine, “Tarihi ve güncel gerçekleri” iki bölümde yanıtlamak istiyorum. Tarihi gerçekleri (Programda iki katılımcının, “M.Kemal İngilizlerden valilik istedi, onların adamıydı, anti-emperyalist değil, emperyalistti” iddialarını) sonraya bırakarak, önce güncel gerçekleri (program bilgilerini) veriyorum.

GÜNCEL GERÇEKLER (Ceviz Kabuğu Programı)

Programın büyük yankısını tahmin ettiğimiz için tanıtımını şöyle yapmıştık:
“BÜYÜK TARTIŞMA: BU KADAR DA OLMAZ DEMEYİN!
Bir yanda; Atatürk ile uğruna öldüğü milleti ve milliyetçiliği.. Öte yanda; Atatürkçülüğü düşmanla işbirlikçi, vahiy inkarcısı, diktatör, ırkçı ve katliamcı olarak tanımlayıp ‘Mustafa Kemal Devrilmelidir’ diyenler.”

Gerçekten de, “Bu kadar da olmaz” dedirtti. Aslında bu kadar da olmayacak şey, katılımcıların yıllardır yinelenen yanlış ezberleri ve son olarak Sancaktar adlı dergideki yazılar idi.

Bu iddiaları programa taşıdık. Zaman zaman çok gerginleşen 5,5 saatlik canlı yayında bir ara sakinleştirmek için yayını kestim. Programı da, şu sözlerle kapattım: “İnsanlar birbirini kırabilir ama önemli olan buradan giderken el sıkışmak. El sıkmayacağımız insanlar emperyalistler ve işgalciler olmalıdır. Hep birlikte kavramlar arasına sıkışıp kalmamalı, birbirimizi kucaklamalıyız.”

Ama, program konuklarımızdan Muharrem Coşkun “Skandal”, “Cevizoğlu fena yanıldı” gibi başlıklar attı. Şimdi güncel gerçekleri sunuyorum. (Ceviz Kabuğu’nun konukları Deniz Harp Okulu Eski Komutanı ve Aydınlık Gazetesi Yazarı Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlker Yücel, Star Gazetesi Siyasi Haber Editörü Muharrem Coşkun ve Sancaktar Gazetesi Sahibi ve yazarı Eyüp Gökhan Özekin idi.)

M. Coşkun, asıl Sancaktar dergisindeki iddialar üzerinde durmak yerine eften püften ayrıntılarla takılmış. Programda Arslan Bulut’un yerine İlker Yücel’in olmasını eleştirmiş. Canlı yayın deneyimi olan her gazeteci bilir, o bilmiyor. Durum şuydu: O koltuk için sırasıyla Ayşenur Arslan, Ruhat Mengi, Mustafa Mutlu, Arslan Bulut, Sinan Meydan ve Barış Yarkadaş ile görüşüldü. Mazeretleri çıktı. Bunlar bir anda olmuyor. Ben bile bazen, programın olduğu hafta sonu iki kent arasında hareket halinde olduğum için son durumu, son anda netleştirebiliyorum. Son anda İlker Yücel’e teşekkür ediyoruz.

Büyük bir hınçla skandalları gölgelemek….

Muharrem Coşkun’un yazısında üzerinde durması gereken ama durmadığı, birçoğuna destek verdiği Sancaktar dergisindeki iddialar neydi? Hatırlatayım:
“M.Kemal’in millete çektirdikleri, maaşlarıyla sahip olamayacağı serveti açıkça konuşulabilmeli. Kendi aramızda değil, uluorta konuşulmalı. Araştırma komisyonları kurulmalı. Yolsuzluktan karanlık ilişkilere, her ihtimal incelenmeli. Ve tespit edilirse vatana ihanetten, millete ihanetten, hazineyi siyasi güçle kendi menfaatine kullanmaktan ve zimmetten hüküm giymeli. İtibarı elinden alınmalı.”

Dergide bunları yazdıktan sonra programda da şunları söylediler:
“Eyüp Gökhan Özekin: Canlı diktatörler devrilirken bizim çoktan ölmüş bir diktatörün önünde eğilmemiz gerekmez.
Derginin Genel Yayın Yönetmeni ve Star Gazetesi Yazarı Hakan Albayrak:Kürdistan kurulsa ne olur, Kürdistan’ı öpün başınıza koyun. Mustafa Kemal’in her tarafta heykelinin olması normal mi? Peygamberin heykeli yapılsın önce ben yıkmazsam şerefsizim. Dikiyorlar tapın bu heykele diyorlar sonra. Putperestliktir bu.”
Muharrem Coşkun: Biz 90 yıldır travma yaşıyoruz. Türkiye’de çarpıtılmış bir tarih var.”
Muharrem Coşkun, bu akıl almaz iddiaları, iftiraları görmezden gelerek çarpıttığı yazısını büyük bir hınçla kaleme almış belli ki. Daha önceki katıldığı programdan da (CK) söz ederken, “galip ayrıldık, günah çıkardılar, goller yediler, şoku atlatamadılar, rövanş alma” gibi sözcükler kullanıyor. Oysa program sonrası bana tam tersi şeyler söylemişti! Kendi mahallesinde olmayan demokratlığı gösterip, gerçek bir televizyon yayıncılığı yapmamı anlayamamış (ya da kasten) “Önceki şoku atlatamadığım için kendisini davet ettiğim” vehmine kapılmış. Bu durum, genç yaştaki bir insan için çok büyük bir megalomanlık. Laf kıtlığında asmalar buduyor. Hani bir deyimimiz var ya, tam buraya uygun: “Türk söylemez, söylenir!..” Bu ne saçmalık.

Öte yandan, CK’nda, elinde bir kitap sallayıp durdu: “Bu Cumhuriyet’in Şeref Kitabı. Türk’ün yeni Âmentü’sü. CHP bastırmış. Türk Tarih Kurumu yayınlamış.”
Kitabı canlı yayında alıp inceledim. Bir de ne göreyim. CHP bastırmış dediği kitabı Abdurrahman Dilipak (Şimdi “Akil Adam” heyetinde) bastırmış (yazmış). Tarih Kurumu yayınlamamış, İşaret Yayınları yayınlamış! M. Coşkun asıl buna skandal demeliydi, değil mi?
Ayrıca, cezaevinde yatan, söz hakkı olmayan Doğu Perinçek’in bir kitabını almış, onu da sallayıp duruyor. “Ver bir bakayım” dedim. Onda da şok! Star editörünün söylediğinin aksine, M.Kemal dini düşüncelerini ortaya koyuyor, Doğu Perinçek de “İslamiyet’in büyük toplumsal devrimci yanını” vurguluyor. Yani aşağılamıyor. Üstelik kitap 1995’te toplum bilim dalında Yunus Nadi Ödülünü kazanmış. Bu da M. Coşkun için ayrı bir skandal!.. Ee, ne diyor atasözümüz: “Şeytanla kabak ekenin, kabak başına patlar..”

Ayrıca, insanı konuşmak zorunda bıraktıkları için -onlar adına- üzülüyorum. Ceviz Kabuğu’nun diğer konuğu (ki, asıl onun iddiaları üzerine program yapmaya karar vermiştim) Eyüp Gökhan Özekin, reklam arasında “2 gün önce kalbim durdu. Şu anda da kendimi iyi hissetmiyorum. Ama bunu canlı yayında söylemeyelim” dedi. Sayın Ertürk, Yücel ve ben çok şaşırdık (ve üzüldük de). O zaman sizi zorlamayalım tarzında sözler söyledik. (Tam bir açmaz değil mi?.. Konuk Atatürk’e her şeyi söyleyecek, ama biz, aman başına bir şey gelmesin duyarlılığı ile davranacağız. Ve, bundan izleyicinin haberi olmayacak!)

Neyse!

Şimdi gelelim, kitap kapakları yayınlayarak, Atatürk’ü İngilizlerle ortak emperyalist gösterme safsatasına…

TARİHİ GERÇEKLER (M.Kemal’e ağır iddialara gereksiz yanıtlar)

Muharrem Coşkun, adını telaffuz edemediği bir yazardan söz etmeye başladı programda. Elinde kitap yok, belge yok. Herkes bunu okusun diyor, sen okudun mu diyorum. Hayır diyor, okumadığı bir kitabı herkese tavsiye ediyor!.. Ben kitapta böyle şey yok derken, o sansürlenmiştir diyor. Görmediği, okumadığı bir kitabın sansürlenmiş olduğunu iddia etmek ne kadar akıllıca?.. Nutuk bile sansürlendi diyor, kanıt gösterme çabasıyla!

Ve okumadığı hatta görmediği bir kitaba dayanarak “M.Kemal İngilizlerden valilik istedi, onların adamıydı, anti-emperyalist değil, emperyalistti” gibi büyük laflar ediyor.

Ben bu kitabı okuduğumu, kitapta böyle bir iddia olmadığını söyledim. (Şimdi beni bununla suçluyor aklınca). Kitabın adı: “Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri”. Yazarı Alman Prof. Gotthard Jaeschke. (Coşkun, büyük bir olasılıkla, yazarı da İngiliz sanıyordu!)

Araştırmacı her Atatürkçünün bildiği bu kitapta M.Kemal hakkında böyle bir iddia YOK!.. Ceviz Kabuğu’nda da söylediğim gibi bir kez daha söyleyeyim,Jaeschke’nin kitabında BÖYLE BİR İDDİA YOK!..

Nitekim, adı geçen muhabir yıllar sonra (o röportajdan 21 yıl sonra) Atatürk’ün ölümünden sonraki yıl, 1939’da İstanbul’a geliyor. Cumhuriyet Gazetesi kendisiyle röportaj yapıyor. Price, 1918’deki röportajı aynen anlatıyor ama bir farkla. M.Kemal’in İngilizlerden valilik istediğine ilişkin bir tek cümlesi ve imâsı bile yok!..Cumhuriyet’e verdiği demeçten 18 yıl sonra (1957’de) yayınladığı anılarında konuya kışkırtıcı bir ekleme yapıyor. Bunun yanıtlarını yıllar içinde Doğan Avcıoğlu, Prof. Dr. Sina Akşin ve Sadi Borak kitaplarında veriyor. (Alev Coşkun, Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, s.63.)

Aynı kişi ile padişah, sadrazam ve meclis başkanın görüşmeleri
Konu şu: Mondros Mütarekesi’nden sonra, 14 Kasım 1918’de İngiliz Daily Mail Gazetesi muhabiri (!) G. Ward Price, Pera Palas’ta M.Kemal ile bir görüşme yapıyor.
M.Kemal, 1. Dünya Savaşı’nda yanlış cephede savaşıldığını ve hataları anlatıyor (her zaman, her yerde söylediği gibi). “Anadolu’nun Müttefikler tarafından bölüneceğini tahmin ettiğini” söylüyor. Niyeti, ülkeyi böldürmemek!

M.Kemal’den 10 gün sonra, 24 Kasım 1918′de, İngiliz gazeteci Price ile bilin bakalım kim görüşüyor? VAHİDETTİN!..Kin kusanlar, bunları ya bilmiyor, cahil; ya da biliyor ama niyetleri çok farklı. En azından ayıptır.

Vahidettin İngiliz gazeteciye şunları söylüyor: “Türkiye’nin harbe katılması bir türlü kaza eserinden ibarettir. .. akılsızca yapılmış bir harekettir… hükümetin basiretsizliği bizi felâkete sürüklemiştir. Eğer tahtta ben olsaydım, bu esef verici hadise olmazdı.” (Yrd.Doç.Dr.Orhan Çekiç, İmparatorluktan Cumhuriyete-2 Samsun’dan Erzurum’a, s.19).

Vahidettin’in buraya kadarki açıklamaları tıpkı M.Kemal’inkiler gibi. Kindarlar bunu söyleyemiyor. Çünkü, arkadan gelen sözlerden korkuyorlar. Bakalım, bundan sonra neler söylüyor Vahidettin İngiliz’e: “…İngiliz milletine kuvvetli sevgi ve hayranlık duygularımı, Kırım Harbi’nde İngilizlerin müttefiki olan, babam Sultan Abdülmecit’ten miras aldım.” (G. Jaeschke, Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, s.6; O.Çekiç, a.g.e., s.19)

M. Kemal’in röportajından 3 gün önce, 11 Kasım 1918’de, aynı gazeteci ile o gün sadrazam olan Tevfik Paşa görüşüyor: “Amacımız İngiltere ile eski dostluğu canlandırmaktır.” (G. Jaeschke, Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, s.3.)

Sadrazamdan 6 gün sonra, M.Kemal’den 3 gün sonra, 17 Kasım 1918’de, Âyan Meclisi (Senato) Başkanı Ali Razı Bey görüşüyor: “İngiltere ile samimi bir ittifakı arzu ederiz.” (G. Jaeschke, Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, s.5)
Bunların sözlerinin gerçek, M.Kemal’in sözlerinin ise taktik olduğunu sonraki eylemlerden çok açıkça tüm dünya görüyor.

“Çok özel muhabir!”

Gelelim tekrar M. Kemal’in İngiliz gazeteciye söylediği diğer sözlere: “Eğer İngilizler Anadolu için sorumluluk kabul edecek olurlarsa Britanya idaresinde bulunun tecrübeli Türk valileri ile işbirliği halinde çalışmak ihtiyacını duyacaklardır. Böyle bir salâhiyet dahilinde hizmetlerimi arz edebileceğim münasip bir yerin mevcut olup olmadığını bilmek isterim.”

Bizim tartışmamıza konu olan şey, kitabın yazarı Jaeschke’nin böyle bir iddiasının olup olmadığı. Böyle bir iddia yok. Ben programda bunu vurguluyorum. Coşkun, böyle bir söz var diyor. Ama kitabın yazarı, bunu sadece aktarıyor, bu görüşe katılmıyor ve en önemlisi de “kaynak” olarak böyle bir gazeteye atıfta bulunmuyor!

Dananın kuyruğu da burada kopuyor aslında. İddia edilen röportaj 1918’de yapılıyor. Röportajı yapan kişi, bunu “anı” kitabına 39 yıl sonra koyuyor (1957). Jaeschke ise kitabını bu tarihten 13 yıl sonra 1970’de yayınlıyor.

1918’e ilişkin hiçbir belge yok. Kitabın yazarı Jaeschke’de de yok. Yazar kaynak olarak, muhabirin (!) tam 39 yıl sonra(1957’de) yazdığı bir “Anı kitabını”(!) gösteriyor. Asli kaynak ortada olmadığı için Jaeschke de, üzerinde çok durmuyor, böyle bir iddiayı da savunmuyor zaten. İngiliz muhabir (!) Price’e göre, İngilizler de bu sözlerin üzerinde durmamış!! Price, nereden bilsin bizim 94 yıl boyunca bunu çok ciddi biçimde tartışacağımızı; insan, bunun belgesini kitabına koymaz mı?!

İddia edilen röportajdan 39 yıl sonra ortaya çıkan “anı kitabının” adına bir bakalım, neymiş? “Extra-special Correspondent” Yani, “Çok özel Muhabir!” Allah Allah.. Şimdi anladınız mı, buraya kadarki bölümde Price’a “muhabir” derken niçin (!) işareti koyduğumu? (İddiacılar ve Muharrem Coşkun, kitabın adını bile yanlış çevirmeye devam ediyor. Çünkü, öyle fısıldanıyor kendisine. Çünkü, analiz kendisine ait değil. Correspondent (muhabir) sözcüğünü bile (yazışmalar) diye çeviriyor!..)

İngiliz gazeteci(!) Price, kendi gazetesi Daily Mail dışında, Morning Star ve The Times gazetelerine de haber gönderiyor. Kimi izlenimlere göre, gazeteci(!) Ward Price sadece gazeteci değil, İstanbul’daki İngiliz gizli servisi ile yakın ilişkisi olan bir kişi. (Alev Coşkun, Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, s. 62.)

Benim görüşüm de şu: M. Kemal görüştüğü kişinin bir ajan olduğunu biliyor ve onu yemliyor aslında! M.Kemal bu ve benzeri sözleri İngilizleri oyalamak, Anadolu’yu böldürmemek ve kendisini Anadolu’ya atmak için zaman kazanma taktiği olarak söylüyor.

Böyle düşünmeme neden olan bir başka kanıt daha sunmak isterim… M. Kemal, bu gazeteci(!) ile başka zamanlarda da görüşüyor. Örneğin, 4 Mart 1923’de Lozan görüşmelerinin kesildiği bir dönemde, Ankara’da kendisine demeç vererek, düşüncelerini dünyaya ulaştırıyor. Lozan’daki yabancı müzakerecileri etki altına alıyor. (Bu görüşme Daily Mail’de 10 Mart 1923’de yayınlanıyor.)

Ama ilginç bir şey oluyor ve gazeteci (İngiliz ajanı) Price, röportajın sonuna “kendi görüşlerim” diye şunları ekliyor: “Kemal’in barıştan sonra Türkiye’nin dahili idaresi için planı, geniş âdemi merkeziyet gibi görünüyor. Yeni Türkiye’den ‘özerk vilayetler konfederasyonu’ olarak bahsediyor!” (Hulki Cevizoğlu, Gizli Sözler, 3.Baskı, s.222-225.)

Yani kafasından istediği gibi eklemeler yapıyor!.. Karşımızdaki gazeteci(!) bu.

M.Kemal’in taktiği ve gerçek düşüncesi (eylemleri)
İddiaları sonlandıracak tartışmasız en önemli kanıt, Mustafa Kemal’in kendi “yaptıkları ve eylemleridir” kuşkusuz.

Çok özetle bunlara bakalım.
M. Kemal, ajan gazeteciye 14 Kasım 1918’de demeç vermeden 9 gün öncesinden başlayarak, Harbiye Bakanı ve hemen sonra Başbakan olan Ahmet İzzet Paşa’ya 5 Kasım 1918’de, 6 Kasım 1918’de ve 8 Kasım 1918’de telgraflar çekiyor.
Telgraflar “Çok acele”, “şifreli” ve “Geciktiren asılır” notlarıyla gönderiliyor. Yani, M. Kemal’in eylemlerini burada net biçimde görüyoruz.
M.Kemal bu telgraflarda İngilizlerin Toros tünellerini ve İskenderun’u işgal ihtimaline karşı alacağı askeri önlemleri anlatıyor. “Ordularımızı terhis edemeyiz” diyor, “İngilizlerin her dediğine boyun eğecek olarsak, tutkularının önünü alamayız” diyor, “Hükümet İngilizlerle gizli bir ittifak yaptı ise bileyim” diyor.(M. Sunullah Arısoy, Mustafa Kemal Atatürk’ün Söyleyip Yazdıkları, 1. Kitap, TTK, s.292-297) Daha ne desin ve ne yapsın inkarcılar için?
İşgalci İngilizlere karşı çok ciddi ve gizli askeri önlemler alan birisi, birkaç gün sonra “İngilizler beni vali yapsın” der mi? Buna kargalar güler..

İngilizlerin gizli yazışmaları

Şimdi son olarak bir de İngilizlerin M. Kemal hakkındaki düşüncelerini anlamak için gizli yazışmalarından bir örnek vereyim.
İstanbul’daki İngiliz İşgal Genel Karargâhı, 29 Ocak 1921’de, İngiltere Savaş Bakanlığı’na M.Kemal hakkında bir yazı gönderiyor (Özetini veriyorum): “Avrupa’ya meydan okuyan kendi ülkesinin ümitsiz yazgısının önderliğini yapabilecek yetenektedir.” (Prof. Dr. Salâhi Sonyel, Gizli Belgelerde Mustafa Kemal, Vahdettin ve Kurtuluş Savaşı, AAM, s.119-120)

Aynı belgede, bugünkü inkarcı ve kindarların “Zimmetçi Atatürk” iftiralarına da yanıt var. İngilizlerin kaynağını çok seviyorlar ya, işte İngiliz kaynağı: “Mustafa Kemal bugün belki de zengin olmakla birlikte; onun dürüst olmayan davranışlarda bulunmuş olduğunu sanmaya neden yoktur. İttihatçı önderler arasında hiçbir zaman kendi adına para geçirmemiş tek kişidir.” (S. Sonyel, s.120; asli belge: İngiliz Genel Karargâhı’ndan İngiltere Savaş Bakanlığı’na gizli telgraf, I.9821, 29.1.1921, İDA, FO 371/6465-E 1473)

İşgalci İngiliz kadar olamayanlara yazıklar olsun mu?
——-

Hulki Cevizoğlu
Aydınlık Gazetesi (07.04.2013, Pazar)

http://www.ulusalbakis.com/ataturke-hakaretlere-belgeli-yanit.html/

Bir önceki yazımız olan Atatürk ve Cumhuriyet'imiz başlıklı makalemizde Atatürk Devrimleri, atatürk ve cumhuriyet ve mustafa kemal atatürk hakkında bilgiler verilmektedir.

Share This Article

Related News

Pakistan’lı Din Alimi Muhammed İkbal’in Atatürk Sevgisi
Atatürk Amerika’daki Bir Üniversitede Ders Oldu
Sabiha Özar Atatürk’ü Anlattı

About Author

admin

Mustafa Kemal Atatürk'e gönülden ve akıldan bağlı bir grup genciz. Amaçlarımız arasında yüce Atatürk'ün gerçek varlığının ortaya çıkması ve Atatürk'ün Türk Milleti tarafından daha iyi tanınmasını sağlamaktır. Yolumuz Kemal Atatürk'ün yolu,ışığımız rehberimiz varlık sebebimiz O'dur.

Leave A Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*