Tuesday, Nov. 7, 2017

Atatürk Ve Spor

Written By:

|

26 Ocak 2016

|

Posted In:

Atatürk Ve Spor

Atatürk’ün “Sağlam kafa , sağlam vücutta bulunur.” sözüde spora verdiği önemi anlatır.

Öyleki diğer ülkeler bile Atatürk’ün spora verdiği önemi övüyordu bir Fransız gazetesinde şu şekilde bahsedilmiştir; “Atatürk’ün sayesinde stadyumlar ve çeşitli spor merkezleri tesis edildi. Halk evlerinin spor kollarını bizzat mürakabe etti. Milletin mukadderatına hakim olduğu günden itibaren Türkiye’de spor, gittikçe artan bir önem ve değer kazandı.

Atatürk, Türk sporunun ilk öğreticilerinin yetiştirilmesi konusunda aceleci davranmıştır. Beden eğitimi öğretmeni yetiştirecek okul tesis edilmeden önce, Çapa Muallim Mektebinde özel bir kurs açılmış ve bunun başına, Avrupa da Beden eğitimi öğrenimi yapmış olan Selim Sırrı Bey (Tarcan) getirilmişti. Bu arada bayan beden eğitimi öğretmeni yetiştirmek üzere de İsveç’ten iki bayan öğretim üyesi getirtilmiş, bunlarda Çapa Muallim Mektebindeki özel kurslarda görev alarak kız öğrenciler yetiştirmişlerdi.

Atatürk, bu konunun üzerinde büyük titizlikle durduğundan, bu da kafi görülmemiş ve öğretmen adayları arasında, dokuz aylık kursta başarı gösterenler, ihtisasta bulunmak üzere, Avrupa’ya gönderilmişlerdi. Atatürk bu kursa subaylarında katılmalarını özellikle arzulamıştı. Bu nedenle kursa katılıp başarı sağlayan subaylarda, askeri okullarda modern beden eğitiminin ilk tatbikatçıları olabilmeleri için, Avrupa’ya ihtisas eğitimine yollanmışlardı.

Ankara da kurulan Gazi Terbiye Enstitüsü’nün Beden Eğitimi Bölümü için, Almanya’dan Kurt Dainans adında bir uzman öğretmen getirilmiş ve bu bilgili hoca tarafından, bu enstitünün beden eğitimi bölümü faaliyete geçirilmiştir. Bu sırada ihtisas için Avrupa’ya gönderilmiş bulunan asker ve sivil beden eğitimi öğretmenleri de yurda dönmüş, böylece genç Türkiye Cumhuriyetinin ilk beden eğitimi öğretim kadrosu kurulmuştur.

Türk sporcusunun temelini oluşturacak beden eğitimi ve spor uzmanları kadrosunun düzenlenmesine çalışılırken, Türk sporu da ciddi olarak ele alındı. Bu dönemde Türkiye İdman Cemiyeti İttifakı, Türk sporunun ilk örgütü olarak kurulmuş ve faaliyete geçmiştir.

Türkiye’nin 1924 Paris Olimpiyatlarına katılması gerektiği konusunda herkes hemfikirdi. Ancak kimse böylesine bir masrafı arşılayabilecek parasal güce  sahip değildi. Bu konuda Hükümetten yardım istenilmesi uygun görüldü. Türkiye Cumhuriyeti’nin de parasal yönden ciddi sıkıntılar içinde bulunduğu muhakkaktı. Buna rağmen, Atatürk’ün emir ve direktifleriyle Türk sporu için bir yardım yapılmış, yine aynı tarihli (16 Ocak1924) Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile, 1924 Paris Olimpiyatları hazırlıkları için “şimdilik” kaydıyla 17.000 lira, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı Merkez-i Umumiyesi emrine verilmişti. Bu kararnamenin altında Bakanlar Kurulu üyeleri ile birlikte toplantıya başkanlık eden, Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’in de imzası bulunuyordu.

Büyük Önder Atatürk; hiç kuşku yok ki yepyeni bir ülke kurarken, Türk Ulusunun yüzyıllardan beri süregelen sporcu kimliğini de yeni reform ve kanunlarla güçlendirmiş, yeni bir anlayış ve kimlik kazandırmıştır. Böylelikle, yetiştirilen sporcular uluslar arası arenalarda başarı üstüne başarı sağlamışlardır.

Atatürk iyi bir binici ve iyi bir yüzücü idi. Sporun yarar ve önemini çok iyi biliyordu ve tüm ulusun da bu önemli konuda duyarlı ve bilgili olmasını istiyordu. Gösterdiği yolda, hiç durmadan ilerleyen spor bilim adamları, bugün Türk sporunun hızlı bir yükselişe geçişine katkıda bulunmuşlardır. Futbolda Dünya üçüncülüğünun elde edilişi; halterdeki başarılar; ata sporuınuz güreşte kazanılan altın, gümüş ve bronz madalyalar; basketbolda dünya devleriyle başa baş mücadeleler; atletizmdeki kazanılan başarı vb. Yüce Atatürk ilkelerinin benimsenip, uygulanması sayesinde olmuştur.

Atatürk’ün Spor Hakkındaki Özlü Sözleri

1. Ben sporcunun zeki.çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.

2. Spor yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz.İdrak ve ahlakda bu işe yardım eder.Zeka ve anlayışı kısa olan kuvvetler zeka kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar.

3. Açık ve kati olarak söyleyeyim ki, sporda muaffak olabilmek için her türlü muavenetten ziyade, bütün milletçe sporun mahiyeti ve kıymetinin anlaşılmış olması ve ona kalpten muhabbet ve onu vatani bir vazife telakki eylemek lazımdır.

4. Cumhuriyet fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seviyeli muhafızlar ister.

5. Türk çocuklarına sporun bugünkü tekniğini öğretmek ve bunlardan bir kısmını bazı törenlerde ve bayramlarda dekor olarak koymak gerekir.

6. Zafer, zafer benimdir diyebilenin; Başan.başaracağımd iye başlayanın ve başardım diyebilenindir.

7. Dünya spor hayatı ve spor dünyası çok mühimdir. Bu kadar mühim olan spor hayatı, bizim için daha mühimdir. Çünkü ırk meselesidir, ırkın ıslahı ve kişayişi meselesidir ve hatta birazda medeniyet meselesidir.

8. Bütün millet ve memleket evlatlarını sportmen yapabilmek için sarf edilen çalışmanın ehemmiyet ve kudsiyeti aynı derecede kıymetli ve mühirndir.

9. Yorgunluk her insan,her mahluk için tabii bir haldir.Fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevi bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür.

10. Sizler yani yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar; Türk gençliği, gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

11. Türk sosyal bünyesinde spor hareketlerini düzenlemekle yükümlü olanlar. Türk çocuklarının spor hayatını yükseltmeyi düşünürken, sadece gösteriş için, herhangi bir yarışmada, kazanmak emeliyle, bir spor çizmezler. Esas olan, bütün, her yaştaki, Türkler için beden eğitimi sağlamaktır.

12. Spordan yoksun olan bir gençlik,nasıl ki vatan müdataasi sırasında etkili olamıyorsa,insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekamül ederse etsin,bedeni inkişafi noksan ve yetersiz olursa,o vücut o kafayı ileri götüremez, taşıyamaz.

13. Dünyada yenilmez kimse, yenilmeyen takım, yenilmeyen ordu. Yenilmeyen kumandan yoktur. Yenilgilerden sonra üzülmekte tabiidir. Ancak bu üzüntü insanın maneviyatını yok edecek, onu çökertecek seviyeye varmamalıdır.Yenilen, toparlanarak kendini yeneni yenmek için olanca gücü ile, azimle daha çok çalışmalıdır.

14. Müsbet ilimIerin temeline dayanan.güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan bahtiyar,kuvvetli bir nesil yetiştirmek siyasetimizin açık
gayesidir.

15. En güzel coğrafi vaziyette ve üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye endüstrisi, ticareti ve sporu ile en ileri denizci millet yetiştirme kabiliyetindedir. Bu kabiliyetten istifade etmeyi bilmeliyiz.

 

 

Bir önceki yazımız olan Atatürk'ün Sanata Ve Sanatçıya Verdiği Önem başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Share This Article

Related News

Pakistan’lı Din Alimi Muhammed İkbal’in Atatürk Sevgisi
Atatürk Amerika’daki Bir Üniversitede Ders Oldu
Sabiha Özar Atatürk’ü Anlattı

About Author

Serap

Leave A Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*