Wednesday, Nov. 8, 2017

Atatürk, Ece soyadını vermişti

Written By:

|

31 Ocak 2012

|

Posted In:

Atatürk, Ece soyadını vermişti

Türkiye’nin ilk “Dünya Güzellik Kraliçesi” Keriman Halis dün, ailesi, dostları ve sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı. Halis’in cenazesi öğle vakti Teşvikiye Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Teşvikiye Camisi’ndeki cenaze töreninde, Halis’in kardeşleri Turgan ve Erdem Ece, kızıEce Sarpyener, torunu Ayşe Torfilli, oğluBiltin Sanus, damadı Kut Sarpyener, Turgan Ece’nin torunu Kenan Ece ve diğer aile üyeleri taziyeleri kabul etti. Halis’in kızı Ece Sarpyener, annesinin ailesine büyük bir isim bıraktığını, bundan da büyük gurur duyduklarını söyledi. Annesini “Güzel ve çok özel bir cumhuriyet kadını” olarak tanımlayan Sarpyener, annesinin Cumhuriyet gazetesinin aracılığıyla olmuş olan bir güzellik müsabakasını Atatürk’ün arzusuyla katılarak kazanmış olması nedeniyle gazetemizin kendileri için çok özel bir yeri olduğunu sözlerine ekledi.

Halis’in kardeşi, Galatasaray’ın eski futbolcusu ve yöneticisi Turgan Ece, “O tüm Türkiye’nin gurur duyduğu bir insandı” derken, damadı Kut Sarpyener “Son dakikaya kadar aklı başındaydı. Çok güzel bir hayat yaşadığını söyledi. Çok gururluydu. Bu kadar büyük alaka duymaktan da gurur duyuyordu. Çok mutlu bir yüzyıl yaşadı” dedi.

Atatürk, Ece soyadını vermişti

Keriman Halis, Cumhuriyet’in 3 Temmuz 1932 tarihinde düzenlediği yarışmada Türkiye Güzellik Kraliçesi seçilmiş, ardından da 31 Temmuz 1932’de Belçika’da yapılan yarışmada bir ilki gerçekleştirerek “Dünya Güzellik Kraliçesi” unvanını kazanmıştı. Keriman Halis’e, 1934’te çıkan Soyadı Kanunu ve yarışmadaki başarısından sonra bizzat Atatürk tarafından kraliçe anlamına gelen “Ece” soyadı verilmişti.

20. Yüzyılın Ecesiydi!

Yıl 1932… Türkiye Cumhuriyeti 9, Mustafa Kemal’in adını verdiği “Cumhuriyet gazetesi” ise 8 yaşındaydı…

1932’de Cumhuriyet gazetesi “Türkiye Güzellik Kraliçesi” seçimini 4. kez düzenlemişti. O yılki yarışmayı Çerkez kökenli Tevfik Halis Bey ve Ferhunde Hanım’ın altı çocuğundan biri olan 19 yaşındaki Keriman Halis kazandı. Babası, elinden tutarak getirdiği kızının adını Cumhuriyet’teki düzenleme komitesine yazdırmıştı.

***

Piyano çalan genç Keriman, ailecek müzisyen bir aileden geliyordu. Amcası ünlü operet bestecisi Muhlis Sabahattin Ezgi, halası da ünlü kadın besteci Neveser Kökdeşidi.

İki yıllık eşi topçu subayı Mehmet Ali Üsküdarlı’nın Çanakkale Savaşı’nda şehit düşmesi ile 18 yaşında dul kalan Neveser Hanım’ın 500’ü aşkın bestesi vardı. Ağabeyinin operetlerinde piyano, gitar, tambur çalan Neveser Hanım sıkıntılı günler yaşamış, vasiyeti gereği notalarını yaktırdığı için günümüze yaklaşık 100 kadar bestesi kalmıştı.

Abdülhamit tahta çıkınca Abdülaziz’in başmabeyincisi olan baba Hurşit Bey’i Adana’ya sürmüştü. Muhlis Sabahattin 1890’da Adana’da doğdu. Muhlis Bey, Batı müziğine ilgi duymakla birlikte “Jön Türkler”in kurduğu “Osmanlı Demokrat Fıkrası’nın Genel Yazmanlığını” da yapan bir gazeteci idi.

“Monokl (tek camlı gözlüklü)” gazeteci, Osmanlı hükümetine karşı yazıları nedeniyle Avrupa’ya kaçmak zorunda kaldı. Mesleğini bırakıp Avrupa ve Amerika’da müzikle uğraştı. Mütarekeden sonra İstanbul’a döndü, ancak kente uzak bir köye sürgün edildi.

Cumhuriyet döneminde yeğeni Keriman Halis’in “kraliçe” seçilmesinden iki yıl önce kurduğu Süreyya Opereti’nde Surruri’ler, Dilligil’ler, Karaca’lar yetişti. “Ayşe”, “Karım Beni Aldatırsa”, “Milyon Avcıları”, “Söz Bir Allah Bir” gibi operet ve müzikli filmlerin bestelerinden sonra “Operet Kralı” ilan edildi.

Ne var ki besteleri kardeşi Neveser Hanım’ın notaları arasında yakıldı. Yıllardır büyük coşku ile söylenen şu şarkının Muhlis Sabahattin Ezgi’ye ait olduğunu çok kişi bilmez:

“Hatırla sevgili o mesut geceyi

Çamların altında verdiğin buseyi

Bana sen öğrettin, bu aşkı sevdayı

Ne çabuk unuttun beni sen hercai”

1939’da kızı Melek’in ölümü ile bunalıma girdi, verem hastalığına tutuldu. 1947’de yaşama gözlerini yumdu. Cenazesinde, Şehir Bandosu bestecinin çok sevdiği, “Ayşe”operetinden “Ayşe’nin Duası” şarkısını çalarak eşlik etti.

***

Keriman Halis 1932 İstanbulu’nun o ortamında “Türkiye Güzellik Kraliçesi” seçildi. Aynı yıl Cumhuriyet gazetesi, genç kızı Belçika’ya “Uluslararası Güzellik ve Zarafet Yarışmasına” gönderdi.

31 Temmuz’da 28 ülke adayının katıldığı yarışmada “Dünya Güzeli” seçildi, başı taçlandı. O an Türk bayrağı bulunamadığı için, sağlanan kırmızı bir atlas üzerine salonda ay yıldız işlenmiş, izleyicilerin alkışlarına balkondan dalgalandırılarak yanıt verilebilmişti.

“Kraliçeler gibi” karşılandığı “Sirkeci Garı’ndan” İstanbul’a dönen Dünya Güzeli kızımız, yarışma anını şöyle anlatmıştı: “En sonunda ben ve Almanya güzeli kaldık. Kırmızı bir tuvalet giymiş, yakasına da beyaz kurdele takmıştım. Jüri başkanı elindeki zarfı açtı. Heyecandan bayılabilirdim. Ve bütün tiyatro salonu, ‘Yaşasın Miss Turkey!’sesleriyle inledi.”

Yarışmayı izleyen Halit Turan Bey, anılarında o olayı ve sonrasını şöyle yazdı: “Genç Cumhuriyet yönetimi ile saygınlığı artan Müslüman Türk kadınına, yarışmanın tamamı Hıristiyan olan jüri üyeleri, büyük bir hayranlık duygusunu dile getirdiler.”

Türkiye’nin ilk “Dünya Güzeli” Keriman Halis’in resimleri yabancı basında sürekli yayımlanmakla kalmadı, kartpostal olarak da basıldı. Batı dünyasında İslamiyet ile özdeşleşen Osmanlı İmparatorluğu’nun geleneksel bir bağnazlık içerisinde olduğu yönündeki önyargılar yıkıldı. Öyküsü, Japonya’da okullarda ders kitaplarında “Keriman Halis Olayı” diye okutuldu.

***

Türkiye Cumhuriyeti’nde Atatürk’ün önderliğinde Türk kadınının erkek egemenliği ve baskısından kurtulmasının da simgesi oldu. Mustafa Kemal, Cumhuriyet gazetesini ve dünya güzelinin başarısını bir yazı ile kutladı.

1933’te kadınlara “muhtar” olabilme, 1934’te anayasa değişikliği ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. Yarışmadaki başarısından sonra Atatürk, 1934’te çıkan Soyadı Kanunu ile dünya güzeline “kraliçe” anlamına gelen “Ece”soyadını resmi olarak verdi.

***

Bir yüzyıllık ömründe Keriman Hanım, Osmanlı’nın son günlerini, Atatürk Cumhuriyeti’nin devrimlerini ve bugünlerde kadının “türbana” ve “çarşafa sokulması” ve 2009’da 953 kadının öldürülmesi olaylarını da yaşadı!

Resimde önünde durduğu Haydarpaşa Garı’nın da Sirkeci gibi 20. yüzyıl tarihindeki işlevine son verdirileceği anlaşılıyor! Keriman Halis doğduğunda, 1908’de hizmete giren bu gar henüz beş yaşındaydı.

Sirkeci Garı, Türkiye’yi Batı’ya açıyordu. Adını 3. Selim’in subayı Haydar Paşa’dan alan bu gar ise Anadolu’yu Batı’ya bağlıyordu. Zamanla çeşitli kazalara uğrayan ve 28 Kasım 2010 tarihinde çıkan yangında garın çatısı çöktü.

***

Sirkeci Garı’ndan “kraliçe” unvanı ile Türkiye’ye çağdaş kadının simgesi olarak dönen Keriman Halis, Haydarpaşa Garı’nın görkemi önünde Ece soyadı ile bu resmi çektirmişti.

Cumartesi günü 99 yaşında ölen Keriman Halis Ece için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de bir “başsağlığı” dileğinde bulundu.

Kaynak : cumhuriyet gazetesi 31 01 2012

Bir önceki yazımız olan Atatürk ve Cumhuriyet'imiz başlıklı makalemizde Atatürk Devrimleri, atatürk ve cumhuriyet ve mustafa kemal atatürk hakkında bilgiler verilmektedir.

Share This Article

Related News

Pakistan’lı Din Alimi Muhammed İkbal’in Atatürk Sevgisi
Atatürk Amerika’daki Bir Üniversitede Ders Oldu
Sabiha Özar Atatürk’ü Anlattı

About Author

admin

Mustafa Kemal Atatürk'e gönülden ve akıldan bağlı bir grup genciz. Amaçlarımız arasında yüce Atatürk'ün gerçek varlığının ortaya çıkması ve Atatürk'ün Türk Milleti tarafından daha iyi tanınmasını sağlamaktır. Yolumuz Kemal Atatürk'ün yolu,ışığımız rehberimiz varlık sebebimiz O'dur.

Leave A Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*