Wednesday, Nov. 8, 2017

Atatürk anıları

Written By:

|

16 Şubat 2012

|

Posted In:

Atatürk anıları

 

Atatürk’ün gerçekleştirdiği devrimler (İnkılaplar) ile ilgili anı.

Atatürk devrimleri ile ilgili anılardan, Atatürk’ün Çankırı gezilerinde şapka devriminin halk tarafından benimsenmesini konu alan bir anı.

Atatürk’ün Çankırı’ya gelişi ve Çankırı halkı üzerindeki etkileri…

Atatürk, 23 Ağustos 1925 günü sabahın erken saatlerinde yeni bir Anadolu gezisine çıkıyordu. İki otomobil hazırlanmıştı. Birine Atatürk, Kütahya Milletvekili Nuri (Conker) Rize Milletvekili Fuat (Bulca), ötekine Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Tevfik (Bıyıklıoğlu), Başyaver Rusuhi, Yaver Muzaffer (Kılıç), Muhafız Birliği Komutanı İsmail Hakkı (Tekçe), Özel Kalem den Lütfi Bey bindiler. Yaverler ve İsmail Hakkı (Tekçe) nın dışında herkes sivil ve şapkalı idi. Bu gezinin özelliği de Kastamonu ve İnebolu da Şapka Devrimini fiilen başlatmaktı.

 Yolda Kalecik e uğradılar. Tüney Hanı’na geldikleri zaman Çankırı Valisi Cemil, Çankırı Milletvekillerinden Talat, Ziya ve Rifat beyler, Çankırı Belediye Başkanı ve daha başkaları Atatürk’ü karşıladılar. Öğleye doğru Çankırı’ya giriyorlardı. Selam duran askeri birliği, öğrencileri ve binlerce Çankırı’lıyı, başı açık, elindeki panama şapkasını sallayarak selamladı. Atatürk’ü şapkalı ya da başı açık görenler, başlarına el atıyor, fes, kalpak ne varsa çıkararak ellerine alıyor, Atatürk’ü başları açık selamlıyordu.

Yolu üzerinde kurbanlar kesilir, toplar atılırken Atatürk doğruca Çankırı Belediyesi’ne geldi. Buzlu ayranlar içilirken hoşbeşler yapıldı. Atatürk o gün çok neşeliydi. Çankırı’da, Kastamonu gezisi dönüşünde bir gün kalacaktı. Hep birlikte Kurtuluş Kız Okulu’na geldiler. Öğle yemeği burada hazırlanmıştı. Yemekten sonra, saat 13.30 da hemen otomobillere bindiler. Kastamonu’ya uğurlandılar. 

Kastamonu Dönüşü Yine Çankırı’da…

31 Ağustos 1925 Pazartesi günü öğleden sonra saat 17.00’de tekrar Çankırı’ya giriyordu. İlk geldiği gün başını açan halk, şimdi bezden, keçeden diktikleri şapkalarla Atatürk’ü karşılıyordu. Binlerce karşılayıcı arasında başı fesli kalpaklı hemen hemen hiç kimse yoktu. Şapka bulamayanın başı açıktı.

Çiftçiler bir kağnı arabasını başaklar, kırmızı beyaz kurdelelerle süslemiş, karşılamaya çıkmışlardı. Aşar vergisi kalktığı için Atatürk’e şükran duyguları sonsuzdu. Atatürk onlara:

– Aşar kalktığı halde uygulamada sıkıntı var diyorlar, doğru mu? diye sordu.
– Hayır Paşam, çok memnunuz, diye karşılık verdiler. 
Atatürk’ün Kastamonu’daki Şapka Gezisi 23 Ağustos 1925’ten 31 Ağustos 1925 Pazartesi gününe kadar sürmüş, gezi her yönüyle başarılı olmuştu.Atatürk, vatandaşların coşkun gösterilerinden, şapkayı, en ufak bir tepki göstermeksizin hemen benimsemelerinden çok memnundu. Devrim, Atatürk ün bir işaretiyle kendiliğinden oluvermişti. Daha hiçbir emir verilmeden halk terzilerine harıl harıl şapka, kasket diktiriyor, bulamazsa başını açıyordu. Yeryüzünde hiçbir devrim, bu kadar içtenlikle, anlayışla, isteyerek ve bilerek yapılmamıştı. Halka şapkayı alıştıra alıştıra, önce memurlardan başlayarak giydirelim diyenler aldanıyordu. Halk, Kastamonu ve Çankırı gezisiyle birlikte, şapkayı çoktan giymişti.

Hükümete geldikleri sırada bir İskilip Heyeti Atatürk’ü ille de İskilip’e götürmek istiyordu. Atatürk; “Sevgili İskiliplilere teşekkürlerimi ve selamlarımı götürünüz. Gezimi uzatmaya imkân kalmadı. Başka bir zamana” dedi. Söz şapkadan, giyimden açılmıştı. Atatürk:

– Kıyafeti, medeni bir şekle dönüştürmek için kanun falan gerekmez. Millet karar verir, yapar. Yalnız bir Diyanet İşleri Reisi, buna bağlı müftü, imam ve hatipler vardır. Bu sınıfa ait özel kıyafeti tanırız. Bu işlerle görevli olmayanların aynı kisveyi giymeleri doğru değildir. Bu gibilerini kimse tanımaz ve kabul etmez. dedi.

Atatürk, Hükümet Konağında daire müdürleri ve memurlarını ayrı ayrı tanıyarak, ellerini sıktı. Görevleri ile ilgili sorular sordu. Sağlık Müdürü’ne:

– İlin sağlık durumu nasıldır? Derken, Tapu Müdürü’nden de tapu ve kadastro konusunda bilgiler alıyordu. Akşam olmuştu. Çankırı Ortaokulu üst katı Atatürk ve birlikte olduğu konuklar için hazırlanmıştı. Atatürk ortaokula geldiği sırada Tahsin Nahit (Uygur) bir hoş geldiniz konuşması yaptı. Atatürk bu konuşmaya şu karşılığı verdi:
– Çok derin, çok samimî duygularınıza teşekkürler ederim. Beni çok sevdiğinizi, bana çok güvendiğinizi, işaret ettiğim hedeflere bütün varlığınızla yürüyeceğimizi söylüyorsunuz. Benim buna verebileceğim cevap şudur ki: Ben güven ve saygıya hak kazanacak başarılar göstermişsem, o da sizlerin yardımlarıyla olmuştur. Güveninize yürekten inanarak, millî görevimde muhtaç olduğum gücü ve yetkiyi sizden alıyor, sizde buluyorum. Bahtiyarlığımı Çankırı’nın sevgili halkının karşısında yüksek sesle ifade ediyorum.

Sonradan, 1945 yılında, Çankırı’nın en büyük meydanında elinde şapka ile dikilen Atatürk Heykelinin kaidesinde yerini alan bu sözler, o akşam herkesi coşturmuştu. Fener Alayı ise Çankırı’ya, Çankırı’nın unutamayacağı bu mutlu geceye ayrı bir güzellik katıyordu. Atatürk, 1925 yılı 1 Eylül sabahı tekrar Ankara’ya döndü.

Bu anı Atatürk’ün Çankırı gezileri ve şapka devriminin halk tarafından benimsenmesi ile ilgili, en güzel Atatürk devrimleri (inkılapları) ile ilgili anılarından birisidir.

Bir önceki yazımız olan Atatürk anıları / 23 Nisan başlıklı makalemizde 23 nisan anıları, 23 Nisan'la ilgili anı ve alakalı hakkında bilgiler verilmektedir.

Share This Article

Related News

Lakap ve Unvanların kaldırılması ile ilgili anı
Atatürk’ün insana verdiği değer ile ilgili anılar
Atatürk’ün kitap okumaya verdiği önem ile ilgili anı

About Author

admin

Mustafa Kemal Atatürk'e gönülden ve akıldan bağlı bir grup genciz. Amaçlarımız arasında yüce Atatürk'ün gerçek varlığının ortaya çıkması ve Atatürk'ün Türk Milleti tarafından daha iyi tanınmasını sağlamaktır. Yolumuz Kemal Atatürk'ün yolu,ışığımız rehberimiz varlık sebebimiz O'dur.

(2) Readers Comments

  1. Aydınca
    16 Şubat 2012 at 22:37

    Atatürk'ün hayatına baktığımızda yaptığı hiç bir inkılap girişiminin boşuna olmadığını görürüz.Atatürk inkılapları ;insanların layık oldukları uygar konuma, insana yakışır şekilde ilerleyebilmeleri için yapılmış yeniliklerdir... Bugün ki islam devletlerinin yaşantı şekline bakarsak ordaki insanların mağara adamı gibi beze çaputa sarınaraktan sergiledikleri insanlığa yakışmayacak görüntüleri görürsek, Atatürk'ün yaptığı inkılaplarının önemini çok daha iyi anlar ve kavrarız... İnsanlar ait oldukları çağa uygun olarak kendilerini adapte etmek zorundadırlar. Aksi taktirde başka gelişmiş ülkelerin uşağı olmaktan, onlar tarafından aşağılanıp esir alınmaktan kendilerini kurtaramazlar...

  2. vatansever
    25 Şubat 2012 at 20:18

    Kurtuluş Savaşında o zamanın insanları yurdu iç ve dış düşmanlardan temizlemek için yokluklar acılar içinde insan üstü bir çabayla vatan kurtarmanın ne demek olduğunu bizzat yaşayarak, bir sürü badireler atlattıktan sonra gördüklerinden Atatürk'ün onlar için ne demek olduğunu biliyorlardı.O' na ve devrimleri, inkılaplarına da önyargısız, vefa ve minnet dolu yüreklerle de sahip çıkmasını bildiler.Biliyorlardı ki O canını varlığını Türk Milletine armağan edecek kadar fedakar, onların bağımsızlığına adanmış bir yaşamdan başka bir lüksü de sefası da beklentisi de olmayan bir liderdi..Onun için seve seve O'na dört elle sarıldılar, izinden gidecek kadar güvenip inandılar. Ne mutlu yüreğinde vefa, vicdan, minnet barındıran bu insanlara ne mutlu dosdoğru bakanlara...

Leave A Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*