Wednesday, Nov. 8, 2017

Atatürk Devrimleri / Atatürk İnkılapları

Written By:

|

12 Aralık 2011

|

Posted In:

Atatürk Devrimleri / Atatürk İnkılapları

Atatürk Devrimleri ile çağdaş bir devlet niteliğine kavuştuk. Dünyada saygınlığımız arttı. Yabancı uyruklulara tanınan kapitülasyon ayrıcalıkları kaldırıldı. Tarımın modernleşmesinde devlet öncü oldu. Bankalar, fabrikalar kuruldu. Sonunda ülkemiz bayındır oldu. Ulusumuz zenginleşti.Böylece, Türk Milleti için, güzel ve aydınlık günlere doğru yeni bir adım atılmış oldu.Onun gerçekleştirdiği devrimlere sahip çıkmak hepimizin görevidir.Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:Şimdi bu başlıkların neler olduğuna hep birlikte bakalım:

Siyasal Alanda Yapılan Devrimler

• Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922) Söz konusu tarihte saltanatın kaldırılmasıyla Yeni kurulacak olan Türkiye Devletinin yönetim şeklinin yüzyıllar boyu süren monarşik anlayıştan uzak halk emenliğini esas kılan demokratik bir yönetim şekli olacağı anlaşılıyordu.

• Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923) TBMM’nin açılması, arkasından saltanatın kaldırılmasıyla millet egemenliği büyük ölçüde gerçekleşmişti. Fakat kamuoyu hazır olmadığı için “Cumhuriyet” adı konmamıştı. Üstelik “Meclis Hükümeti” sistemi hükümet bunalımına yol açmıştı. Sonunda 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edildi. Böylece demokratikleşmede önemli bir adım atılmış oldu.

• Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924) Saltanat kaldırılırken kamuoyu hazır olmadığı için halifelikten ayrılmıştı. Fakat Saltanat taraftarlarının halifelik makamı etrafında toplanması, Abdülmecit Efendi’nin saltanatı çağrıştıran davranışları, halifeliğin inkılapların ve laikliğe geçişin önündeki en büyük engel olması, işlevini kaybettiği I. Dünya Savaşı’yla ortaya çıkan halifelik gibi bir kurumun çağdaş Türkiye Cumhuriyet’inde yerinin olmaması ve basında gelişen bazı hadiseler yüzünden 3 mart 1924’te halifelik kaldırılmıştır.

Toplumsal Alanda Yapılan Devrimler

• Kılık – Kıyafet İnkılabı : Şapka Kanunu (25 Kasım 1925) Dini Kıyafetlerle dolaşılmasının yasaklanmadı (3 Aralık 1934)

• Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925) : Çıkarılan kanunla tekke, türbe ve zaviyeler kapatıldı. Yine aynı kanunla “Şeyhlik, dedelik, dervişlik, seyitlik, çelebilik, türbedarlık” gibi unvanlar da kaldırıldı.

• Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik : Bu alanlarda birliği sağlamak ve batılılaşmak amacıyla değişiklik yapılmıştır. Hicri ve Rumi takvim yerine Miladi Takvim (1 Ocak 1926) kabul edildi. Ağırlık ve uzunluk ölçüsü olarak uluslar arası ölçüler olan metre ve gram kullanılmaya başlandı (1 Nisan 1931) Devletler arası ilişkilerde düzeni ağlayabilmek için hafta tatili Cuma’dan pazara alındı. (1935)

• Soyadı Kanunu’nun Kabulü (21 Haziran 1934) : Kişilerin sosyal hayatta kolaylıkla tanınmaları, karışıklıkların önlenmesi için herkese Türkçe ve ahlaka aykırı olmayan birer soyadı verilmiştir. TBMM Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadını vermiştir.
Bu kanunla beraber eski toplum zümrelerini belirten unvanlar kaldırıldı. Aynı kanunla Osmanlı nişan ve rütbelerini taşımak da yasaklandı.

Hukuksal Alanda Yapılan Devrimler

• Mecellenin kaldırılması (1924-1937) Türkiye laikliği benimsediği için şer’i hukuka göre düzenlenen mecelleyi uygulayamazdı. Bu yüzden mecelle kaldırılarak Türk Medeni kanunu kabul edildi.

• Türk Medeni Kanunu Kabulü( 17 Şubat 1926) Medeni kanun, evlenme, boşanma, miras vb. her türlü ilişkileri düzenlemektedir. Medeni kanun bu yönüyle toplum hayatının düzenlenmesinde önemli rol oynamıştır.

Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan Devrimler

• Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924) Eğitim ve öğretim birleştirilerek, devlet denetimine ve Milli Eğitim Bakanlığı emrine verildi. Bu kanun çerçevesinde medreseler kapatıldı.

• Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928) Türkler tarih boyunca Göktürk, Uygur ve Arap alfabelerini kullanmışlardı. Laik Türkiye Devleti’ne en uygunu olarak görülen Latin alfabesi, yeni Türk alfabesi olarak kabul edildi.

• Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932) Türk Tarih kurumu tarihini “Milliyetçilik ve Laiklik” ilkeleri esaslarına uygun olarak ele almak, Türklerin kökenini, hizmetlerini, kurdukları devlet ve medeniyetleri araştırmak amacıyla kurulmuştur. Türk Dil kurumu Türkçe’yi yabancı dillerin tesirinden kurtararak gelişmesini ve zenginleşmesini sağlamak, dilde millileşme ve sadeleşme yoluna gitmek, Türkçe’yi bir bilim ve kültür dili haline getirmek amaçlanmıştır.

• Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933) Darülfünun kaldırılarak yerine İstanbul Üniversitesi kurulmuştur.Ankara Hukuk mektebi (1925 – İlk yüksekokul), Yüksek Ziraat Enstitüsü (1933) Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi (1936 – İlk fakülte) Güzel Sanatlar Akademisi, Devlet Konservatuarı açılmıştır.

Ekonomi Alanında Yapılan Devrimler

• İzmir İktisat Kongresi (18 Şubat – 4 Mart 1923) : Lozan’daki barış görüşmelerinin kesildiği bir sırada, İzmir’de Türkiye İktisat Kongresi toplandı. Değişik kesimlerden 1135 temsilcinin katıldığı bu kongrenin sonucunda “Misak-ı İktisadi” kabul edildi. Buna göre ekonomik kalkınmada tam bağımsızlık öngörülüyor, kaynakların en iyi şekilde değerlendirilmesi ve kendi çabamızla kalkınmanın gereği ortaya konuluyordu.

• Kapitülasyonların Kaldırılması (24 Temmuz 1923) : Lozan’da kesin olarak kaldırılmıştır.

• İş Bankası’nın Kurulması (1924) : Özel sektöre destek sağlamak amacıyla ilk özel Türk bankası olan İş Bankası kuruldu.

• Aşar Vergisi’nin Kaldırılması (17 Şubat 1925) : Köylünün rahatlatılması ve üretimin artırılması amacıyla aynı zamanda şer’i bir vergi olan aşar kaldırıldı.

• Kabotaj Kanunu’nun Çıkarılması (1 Temmuz 1926) : Türkiye karasularında Türk gemicilerin ticaret yapmasına imkan tanınıyor, denizcilik geliştirilmeye çalışıyordu. (Milliyetçilikle ilgilidir.)

• Teşvik-i Sanayi Kanunu (1926) : Özel sektörü sanayi alanına çekmek ve ona kredi sağlamak için çıkarılmıştır.

• Tarım-Kredi Kooperatiflerinin Kurulması (1928) : Çiftçiye kredi, ucuz alet ve makine imkanı oluşturmaya çalışıldı.

• Toprak Reformu (1929) : Topraksız köylüyü toprak sahibi yapmak hedeflenmiştir. Fakat tam başarılı olunamamıştır.

• Birinci 5 Yıllık Kalkınma Planı (1933 – 1938) : Bu dönemde devlet, temel tüketim ve ara mallar sağlamak gayesiyle üç beyaz ve üç siyah projesine ağırlık vermiştir. Un, şeker, pamuk üç beyazı, kömür, demir ve akaryakıt ise üç siyahı oluşturuyordu. Bu temel malların üretilmesi ile döviz tasarrufu sağlandığı gibi, bu maddeler ile dışa bağımlılık da ortadan kalkacaktı. Hazırlanan bu plana göre özel sektörün gerçekleştiremeyeceği yatırımlar, devlet eliyle yapılmaya başlandı. Plan doğrultusunda dokuma, demir, kağıt, cam ve kimya alanlarında 1937’ye kadar on altı fabrika kuruldu. Fabrikaların işletmeye açılmasıyla, dışarıdan alınan mallar yüzde elli oranında azaldı. “İkinci Beş Yıllık Plan” ise İkinci Dünya savaşı’ndan dolayı uygulanamadı. Fakat, 1945 yılına kadar süren savaş esnasında Türkiye, dışarıya muhtaç olmadan kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmiştir. Sümerbank’ın açılmasıyla elde edilen başarı, kuruluşların açılmasını teşvik etmiş ve maden işleri uğraşacak Etibank kurulmuştur. Böylece sanayide devletçilik ilkesi yerleştirilmeye çalışılmıştır.

 

kaynak:http://www.ataturkinkilaplari.com/ataturk_inkilaplari.html

Share This Article

Related News

Halifeliğin Kaldırılması
Atatürk Ve Cumhuriyetimiz
Atatürkçü Düşünce Sistemi Nedir?

About Author

admin

Mustafa Kemal Atatürk'e gönülden ve akıldan bağlı bir grup genciz. Amaçlarımız arasında yüce Atatürk'ün gerçek varlığının ortaya çıkması ve Atatürk'ün Türk Milleti tarafından daha iyi tanınmasını sağlamaktır. Yolumuz Kemal Atatürk'ün yolu,ışığımız rehberimiz varlık sebebimiz O'dur.

(5) Readers Comments

  1. oğuz türk
    12 Aralık 2011 at 17:56

    Yüce Atatürk, sen bir ömrünü harcadın bu ülke için, medeniyet getirdin yurda, kul olmaktan kurtardın bu halkı, birey olmayı öğrendiler, ağaların, paşaların, padişahların elinden kurtarıp hak sahibi olmayı öğrettin. Ne mi oldu ATA'm , insanlar eskiye özlem duyuyor, rahatlık battı, kulluk etmek istiyorlar, marabalık hoşlarına gidiyor.

    • admin
      12 Aralık 2011 at 21:24

      Oğuz bey öncelikle teşekkür ederim analiniz için. Yerinde bir tespit bana göre. Geçmiş tarihimiz iyisiyle kötüsüyle bize ait. Ondan kopamayız ancak eski yaşanmışlıklardan ders almak gerekir. Atalarımızın yaptığı güzel işleri bilmeli yanlış adımları ise bugün yapmamalıyız. Çünkü Tarih tekerrürden ibarettir. Tarihin tozlu raflarında kaybolmamak için Atamıza,ecdadımıza sahip çıkmamız gerekir. Atatürk'ün işaret ettiği muaser medeniyetin yolu Bilim ve Teknik'ten geçer. Bunlara gözlerini kapayan,çağı yakalamayan toplumlar her zaman ileri medeniyetlerin kölesi olmaya mecburdurlar. Bizim milletimiz ise tarihin hiçbir döneminde esareti kabul etmemiş bir millet olması münasebetiyle bugün de inanıyorum ki ellerine ve ayaklarına geçirilen prangalardan kurtulmayı bilecektir. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...

  2. Cengiz Subaşı
    13 Aralık 2011 at 06:02

    O dönemin Türkiye şartlarında hem halkın vatan sevgisini güçlendirip, hem savaşlara katılıp düşmanı dize getiren, hem Cumhuriyeti Türk milletine armağan edip hem bu devrimleri yapan Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla anıyorum.Okullarda Atatürk ilke ve inkilapları dersini kaldıran bir iktidar zihniyeti varken büyük yüreklilikle bunları bizimle paylaştığınız için teşekkürler...Atatürk'e, ilkelerine, devrimlerine, Cumhuriyetine sahip çıkmayı vatan borcu sayan her Türk insanına selam olsun....

  3. HÜSEYİN KAMÇI
    13 Aralık 2011 at 23:37

    Atatürk ,Cumhuriyet kurulduğu dönemde yaptıkları devrimleri tam uygulayabilseydik. Bugün Türkiye daha doğru ve istikrarlı bir yerde olurdu. Atatürk ün bizlere anlattıklarını daha iyi düşünseydik. Bugün ne Atatürk e iftira atan nede bu atılan iftiralara boyun eğen bir toplum olmazdı. Ancak bu günü o zaman görüp tüm yapılması gereken işleri tek tek kalem kalem sıralamasına rağmen hala insanlar nasıl davranacağını bilmiyor. Üzücü olan bu yaşadığımız olumsuzluklara ne yapılması gerektiğini bilmemize rağmen hiç bir şey yapmayışımız. Türkiye artık kafasını kumdan çıkarıp ATATÜRK e ve Cumhuriyet e sahip çıkmalı. Eğer sen Cumhuriyete ve ATATÜRK e sahip çıkmazsan bir gün ne Cumhuriyet kalır ne de sen. Unutmamak gerekir ki ATATÜRK ün bize ihtiyacı yok bizim ATATÜRK ün her sözüne ve yaptıkları işlerine damarlarımızdaki kan gibi ihtiyacımız var.

Leave A Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*