Wednesday, Nov. 8, 2017

Anti-Emperyalist Mustafa Kemal Atatürk’ün Hayatı

Written By:

|

03 Mart 2012

|

Posted In:

Anti-Emperyalist Mustafa Kemal Atatürk’ün Hayatı

Yüzyılımızın yirminci ve otuzuncu yıllarının gazeteleri gözden geçirildiği zaman, dar ve zayıf yüzlü, çakır ve etkili gözlü bir adamın resimleri ile sık sık karşılaşılır. Güçlü bir kişiliği anlatan, çok belirgin bir yüzdür bu. İlk resimlerinde üniforma ile görülür, başında tatarların kürk şapkası, kalpak vardır. Sonraki resimlerinde yalnız sivil kıyafettedir. Çoğu zaman silindir şapka ile şık bir frak, ara sıra da en modern İngiliz kesimi hafif bir yaz elbisesi içindedir.

Her gazete okuru için bir kavramdır bu insan: Mustafa Kemal Paşa(1) ya da Kemal Atatürk (2), 1919-1923 yıllarında, Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın önderi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk devlet başkanı. Kısa zamanda yaşamı ve yapıtı ile ilgili kitaplar da ortaya çıktı. Burjuva gazetecilerin ve yayımcıların onun için yazdıkları, şaşırtıcı, merak verici ve coşkulu, tek sözcükle coşturucuydu.

Onun için çok kişi yazdı, kişiliği konusunda çok yorumlar yapıldı. Ancak burjuva basını bir noktada görüş birliğindeydi: Bu Türk generali ve devlet adamı, ”tarih yapan kişilerdendi”. Onlar için bu, daha çok yalnız bir seçkin grubun, yalnız birkaç sivrilmiş ”büyük kişi”nin dünya olaylarını belirlediği savı konusunda bir kanıttı. Halk yığını ise uyuşuk ve tembeldir, bu türlü insanların elinde yoğrulan bir hamurdur. Ancak onların sesi, bu yığını uykusundan uyandırır. Ama düşünen okur için, Türkleri yabancı boyunduruğundan kurtaran ve yeni bir devlet kuran bu Mustafa Kemal yalnız mıydı, sorusu ortaya çıkmıştı. Hangi koşullar onun böyle üstün bir rol oynamasını sağlamış, hangi kişisel deneyimler ona bu rolü yerine getirme olanağını vermişti?

Mustafa Kemal’in yaşamının ve yapıtının yorumlanış biçimi, yazarın siyasal görüşüne ve çoğu zaman milliyetine bile bağlıydı. Alman tekel basınının, yazıişleri bürolarında oturanlar, Türk Kurtuluş Savaşı’nı, yalnızca dünya savaşının bir uzantısı olarak görüyor, Mustafa Kemal’in Yunanlıları ve onlarla birlikte İtilâf Devletlerini uğrattığı yenilgiler konusunda için için gülüyorlardı. Alman gazeteleri, Birinci Dünya Savaşı’nın ”Alman-Türk silah arkadaşlığından” bıktırıncaya kadar söz ediyorlardı. Mustafa Kemal’in Alman militaristleri ile anlaşmazlıkları, çoğunlukla utanç konusu olduğu için değinilmeden geçiştiriliyordu. 1933’ten sonra Goebbels’in propagandacıları ayrıca, ”iki büyük ulusal kahraman arasında benzerlikler”, yani Hitler ile Kemal arasında benzerlikler bulup çıkarma konusunda büyük çaba gösteriyorlardı. Batılı ülkelerde bu konu değişik bir duruma getirilmiş ve getirilmekte; Hitler, Mussolini ve Lenin’in yanına Atatürk de konularak, bütün bu kişiler, ”otoriter” ya da ”totoliter” rejimlerin benzer temsilcileri olarak nitelenmektedir. Dünya proletaryasının önderi ve Sovyetler Birliği’nin kurucusu Lenin’i, anti-emperyalist Türk Kurtuluş Savaşı’nın önderi Atatürk’ü, emperyalizmin en haydutça, en gerici ve en çok kana susayan biçiminin temsilcileri derekesine koymak, tarihi kabaca değiştirme anlamına gelmekle kalmaz; aynı zamanda, gerek Sovyetler Birliği’ni, gerek uluslararası işçi hareketini ve ulusal kurtuluş hareketini lekelemek, küçük düşürmek gibi kötü niyetli bir girişimi anlatır.

Coşku verici yazılar ve biyografiler de Kemal Atatürk’ü bir ”bozkurt”, ”at üstündeki hayalet”, hatta bir ”ikinci Cengiz Han” yapıyordu. Bunlara göre, bu kişi, Türk soyunun gerçek temsilcisidir; Moğol-Tatar ve Osmanlı atalarının orta Asya steplerinden saldırışı gibi, Türklerin yüzyıllar süren yenilgilerinden sonra bu kez Asya’nın Avrupa’ya karşı saldırısını yürütmek için gelmiştir. Yakıp yıkıcı, anlaşılmaz bir doğa kuvveti gibi ”Uygar Batı’ya” karşı başkaldırmıştır.

Avrupa ve Amerika’daki bir burjuvanın, böyle öyküleri okurken sırtından soğuk terler dükülmüş olması gerekir. Çünkü Mustafa Kemal, özel yaşamında, bu yazarlar tarafından, yaman bir acımasız kişi diye gösterilmiştir. Böyle bir bakış biçiminin temelinde ”Boğaziçi’ndeki hasta adamın” yeniden ayağa kalkmasını uzun süre olanaksız sanan İngiliz sömürgecilerinin kızgınlığı ve düş kırıklığı yatıyordu. onlara, göre, Türk halkında bağımsız bir politika yürütecek güç ve yetenek yoktu. Bundan dolayı, Mustafa Kemal gibi emperyalist barış buyrultusuna karşı dikilmiş birisi, ancak bir ”haydut”, ”çete başı” ya da ”Moskova ajanı” olabilirdi.

Halifeliği, fesi ve peçeyi kaldıran adam, tutucu yazarlar için dinsiz, neredeyse Bolşevik bir yıkıcı, liberaller için ise akıllı bir reformcu, halkının gerçek babası sayılırdı. Mustafa Kemal’e karşı anlayış, en çok Fransız burjuva biyografi yazarları arasında görülür. Burjuva cumhuriyetçiler ve demokratlar, ona, Jül Sezar döneminin Galli özgürlük savaşçısı Vercingetorix ile, kralcıların Vendèmiaire ayaklanmasını bastıran genç Napolyon Bonaparte ile, hatta ünlü Paris komüncüleri ile karşılaştırdılar.

Ama böylesine coşturucu yazılar, efsaneler ve karşılaştırmalar, Kemal Atatürk olayını açıklamaktan uzaktır. Tarihsel gerçek, onun oluşum çizgisini ve bu kişiliğe tarihte birinci derecede bir rol oynama olanağını veren koşulların araştırılmasını ister. Daha onun yaşadığı zamanlarda uluslararası devrimci işçi hareketinin yayınlarında buna ilişkin temel noktalar vardı. Ayrıca Sovyet tarih bilimi de uzun süredir en yeni Türk tarihi ile yoğun biçimde uğraşmakta, bunda, Kemal Atatürk’ün, aldığı yerin üzerinde durmaktadır. Elinizde bulunan çalışma bu araştırma sonuçlarına dayandırılmıştır.

Üstelik ilk Türk devlet başkanının yaşam öyküsü, tarihsel yönü yanında, günümüzü ilgilendiren çok güncel bir yanı da içerir: Mustafa Kemal, bundan 40 yıl önce, Türkiye’yi emperyalist sömürgeci devletlerin ve içerideki feodal gericiliğin siyasal, ekonomik ve ideolojik vasiliğinden kurtarma girişimine geçti. Onun bu yoldaki başarıları kadar, yapamadıkları, eksikleri ve yanlışları da, günümüzde Asya ve Afrika’nın genç ulusal devletlerindeki devlet adamlarının kaynaklandıkları ve her zaman kaynaklanabilecekleri deneyimler hazinesinde toplanmıştır.

JOHANNES GLASNECK

Bir önceki yazımız olan Kemal Atatürk (1881-1938) başlıklı makalemizde atatürkün hayatı, kemal atatürk ve kemal ataturks life hakkında bilgiler verilmektedir.

Share This Article

Related News

ATATÜRK’ün Ailesi
Atatürk’ün Ölümü-Atatürk Nerede Öldü?
Atatürk’ün Yaşamı Ve Üstün Kişiliği

About Author

admin

Mustafa Kemal Atatürk'e gönülden ve akıldan bağlı bir grup genciz. Amaçlarımız arasında yüce Atatürk'ün gerçek varlığının ortaya çıkması ve Atatürk'ün Türk Milleti tarafından daha iyi tanınmasını sağlamaktır. Yolumuz Kemal Atatürk'ün yolu,ışığımız rehberimiz varlık sebebimiz O'dur.

(2) Readers Comments

  1. Hüseyin YILMAZ
    06 Mart 2012 at 11:05

    Atatürk'un hayatı gerçekten okunması gereken bir hayat, okudum ve çok beğendim emeğinize saglık teşekkür ederimm

Leave A Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*