Tuesday, Nov. 7, 2017

Alevi Bektaşi şiir geleneğinde ATATÜRK SEVGİSİ

Written By:

|

03 Mayıs 2013

|

Posted In:

Alevi Bektaşi şiir geleneğinde ATATÜRK SEVGİSİ

Aşık Veysel’den , Hüseyin Çırakman’dan Muhlis Akarsu’ya, Apdullah Papur’dan Aşık Ali İzzet’e, Daimi’den Mahsuni’ye…

KEMAL ATATÜRK’ün aydın izinden gidenler

Ne diyordu Pirsultan Abdal:

“Yörü bre Hızır paşa

Senin de çarkın kırılır

Güvendiğin padişahın

O da bir gün yıkılır“

 

İşte Pirsultan’ın dileğini, umudunu gerçekleştirerek o padişahlığı yıkan olduğu için Atatürk’ü çok sever Aleviler.

Anadolu’yu yurt edinmiş Türkmenler, yüzlerce yıldır Osmanlı tarafından ezilip, aşağılanmalarına Mustafa Kemal ve Cumhuriyet’iyle son verildiği için onu çok severler. İstiklal Savaşı’na başlarken yalnızca Hacı Bektaş ocağına uğrayıp, oradan güç aldığı, Urumeli’ni feth eden gazi erenler soyundan geldiği için onu çok severler.

En önemlisi de Cumhuriyet’in laiklik ilkesiyle, ikinci sınıf olmaktan çıkıp, eşit yurttaşlar haline geldikleri, Atatürk döneminde gerici Sünni taasubunun ezildiği için onu çok severler.

Her sevgide itirazlar da vardır, eksiklikler de, fazlalıklar da.

Ama Alevi-Bektaşiler Atatürk’ü eksiksiz severler. Öylesine ki, bir kitle, bir topluluk, bir bilinç içinde en çok, ama istisnasız olarak en çok ve en yoğun şekilde onlar Atatürk sevgilerini sazın telinden, ozanın dilinden, cümle canların yüreğinden ifade etmişlerdir.

Akp iktidarı ve Yeni Dünya Düzeni’nin yezitleri şimdi bütün çabalarıyla Atatürk ile Alevilerin arasını açmaya çabalıyor.

Ama onların Gazi Paşa’ya sevgisi öylesine derin ki, bu saldırıdan o sevginin güçlenerek çıkacağı aşikar. Çağın en güçlü iki ozanından biri olan Mahsuni’nin olağanüstü dizelerindeki özlem ve arayışta olduğu gibi:

“Bulutlar terinden, dağlar kokundan

Sarhoştur sevdiğim Mahsuni bundan

Bir daha gel, gel Samsun’dan

Sarı saçlım mavi gözlüm, nerdesin nerde”

Kadim Ülker arkadaşımızın çalışması bunu bilmeyenlere, ya da iyi bilmeyenlere bir anımsatma olduğu kadar Alevi-Bektaşi büyük şiir geleneğinin çağdaş ozanlarına da saygı duruşudur.

Ali İzzet’in ‘Ahir zaman kahramanı’

 

Halk şiirinin unutulmaz “Mühür gözlüm” türküsünün ozanı, Âşık Veysel’in yol arkadaşı ve çağdaşı Âşık Ali İzzet Özkan‘dır. 1960 ‘ların çalkantılı döneminde, toplumdaki kutuplaşmaların endişesini yaşayan ve Atatürk’ü Mehdi kabul eden Âşık Ali İzzet Özkan onu özlemle arar, günümüzü anlatırcasına şu dizeleri yakar:

 

“Ahir zaman kahramanı Atatürk

Türkiye’nin hali yaman oldu gel

Fitne fesat ellerinde kaldı mülk

Kardaşlar kardaşa düşman oldu gel

 

Asil Türk evladı ceza görüyor

Hainin hırsızın işi yürüyor

Kıtlık geldi açlık hüküm sürüyor

Acı soğan derde derman oldu gel

 

Söyle yüce tanrı Mehdi’yi salsın

Ali Battal Gazi beraber gelsin

Sana taş atanın eli kırılsın

Gafiller cahiller pişman oldu gel

 

 

Hisse alın Çırakman’ın sözünden

 

Âşık geleneğinde Çorum’un Sungurlu ilçesi de önemlidir. Burada iki önemli aşık yetişmiştir. Bunlardan ilki “Bugün bize hoş geldiniz” türküsü ile tanıdığımız Çorum Sungurlu, Körkü köyü doğumlu Hüseyin Çırakman, diğeri ise Âşık Gülabi‘dir. Mütevazı yaşamıyla ve Atatürkçü duruşuyla tanıdığımız Hüseyin Çırakman‘ın “Bugün bize hoş geldiniz” türküsünü yıllarca bir Mustafa Kemal marşı gibi dinleriz:

“Hisse alın Çırakman’ın sözünden

Zerre kaçmaz âriflerin gözünden

Kemal Atatürk’ün aydın izinden

Bugün bize hoş geldiniz erenler“

Özellikle 80 darbesinden bu yana, Atatürk aleyhinde yapılan saldırılara, kültürlerinde âşıklık-ozanlık geleneğinin çok önemli yer tutttuğu Aleviler de alet edilmek isteniyor. Alevilerin Atatürk’e olan sevgisini ve bağlılığını sarsmanın fırsatını da özellikle Dersim tartışmalarıyla bulduklarını sanıyorlar!

Alevi ozan geleneği içinde Atatürk sadece Cumhuriyet devrimleri ve düşüncesiyle yer almaz, evlerin en güzel yerinde Mustafa Kemal fotoğrafı altında sazlar çalınır, türküler okunur. Bu genç ozanlarda da böyledir, artık aramızda olmayanlar arasında olduğu gibi.

Ozanların yoğun olarak yaşadığı Sivas, Erzincan ve Malatya yöresinde önemli merkezler vardır. Bu merkezlerin başında Divriği-Çamşıhı, Şarkışla-Emlek ve Arguvan yöreleri gelir. Arguvan yöresinin ozanı Dr. Hasan Basri Kılıç, kendisine miras kalan değerleri sıralarken, Dede Korkut, Mustafa Kemal, Âşık Veysel ve Âşık Mahsuni Şerif’i anmaktadır.Âşık Basiri‘nin“Atatürk ve Cumhuriyet” adlı şiirinde kölelikten kurtulmayı Mustafa Kemal’e borçlu olduğunu, O’nun sayesinde saz çalabildiğini dile getirmektedir: “Mal Beyanı” şiirinde ise:

“Yetmiş milyon kardeş koca bir devlet

Ay yıldızlı bayrak bir vatan cennet

Seksen üç yaşında genç bir cumhuriyet

Önderim Mustafa Kemal’den kaldı“ der.

Günümüz ozanlarından Ozan Feyzi mahlaslı Feyzullah Seçkin Emlek yöresinin yetiştirdiği Âşık Veli, Âşık Veysel, Âşık İzzet ve Âşık Devrani gibi usta ozanların izini sürmektedir. Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığına karşı şiirleriyle hep diri duran Ozan Feyzi Hacı Bektaşı Veli anma törenleri çerçevesinde ödülleriyle de bilinir. Hasan Hüseyin Korkmazgil’in anısına ve Korkmazgil’in “sen hep samsun’a mı çıkarsın ay oğul ay kemal’im” şiirine atıfta bulunarak yazmış olduğu “Kemal’im” şiirinde satılık kalemleri ve yobazları eleştirir:

“Feyzi izindedir dönmez yolundan;

Doğacak mı güneş yine Samsun’dan?

Saldırıyor hain yobaz basından,

Satılmış kalemi gördük Kemalim.”

Âşık geleneğinin en önemli ustalarından

 

Âşık Gülabi

Çayan köyü doğumludur. Televizyonun olmadığı o yıllarda köy odalarında 15 yaşından itibaren dinletiler sunar. Köylünün ve dar gelirlinin derdi onun derdidir, paylaştığı, anlattığı onlardır. Bektaşi geleneğine bağlıdır ve Atatürk ile Hacı Bektaşi Veli onun için Anadolu’nun yetiştirmiş olduğu en önemli iki değerdir.

“Şu müspet ilimin kapısın açan

Biri Hacı Bektaş biri Atatürk

Bu vatana en çok emeği geçen

Biri Hacı Bektaş biri Atatürk

Uyuma en Mehmetcik uyan ha uyan

Adın Yeniçeri Mehmetcik koyan

Erkekle kadına eşittir diyen

Biri Hacı Bektaş biri Atatürk

… …

İsmini andıkça gönüler coşar

Anıtkabir ile dergâha koşar

Bu dünya durdukça ikisi yaşar

Biri Hacı Bektaş biri Atatürk

Gökte aramayın hak bize yakın

Hakka hizmet eden alacak hakkın

Şurdaki oturan canlara bakın

Biri Hacı Bektaş biri Atatürk

 

Muhlis Akarsu

12 Eylül’ün karanlığını onun söylediği türkülerle yararak, arkadaş ve dostlar tanıdık. Onun sözleri köyden şehre, oradan da yurtdışına göçün sesi, dar gelirli emekçinin sesi oldu. Semahların turnası, turnaların avazı oldu 1993 yılı yazına kadar. Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı yobazların “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak” naralarıyla ateşe verdikleri Madımak Oteli’nde o da vardı. Yıllarca “Koca Mustafa Kemali yedin yine doymadın mı” diye devrana sitem etti.

“Karnı büyük koca dünya

Keder dolu acı dünya

Ne gül koydun ne de gonca

Yedin yine doymadın mı?

Fani kurmuşsun temeli

Bilmem sana ne demeli

Koca Mustafa Kemali

Yedin yine doymadın mı?

Seni okuyup yazanı

Yunus gibi bir ozanı

Koskocaman Pir Sultanı

Yedin yine doymadın mı?

Tatlıdır içilir suyu

Kimseye benzemez huyu

Nice Muhlis Akarsu’yu

Yedin yine doymadın mı?“

 

Abdullah Papur

70’li yılların devrimci bir ozanı vardır: Abdullah Papur. Sivas Divriği’de doğmuş. Kangal İğdeli köyünde yaşamını sürdürmüş. 1989 yılında bir trafik kazasında yitirdiğimiz Papur 70’li yıllarda umut olan Bülent Ecevit’e “Yok öyle beleş” adlı türküsünde Atatürk ve O’nun cumhuriyetine sahip çık çağrısında bulunur. Dönemin siyasi resmini türküsünde gözler önüne seren Abdullah Papur, Bülent Ecevit’e yol gösterircesine seslenir:

“ Papur duyur halka olan durumu

Elinizde memleketin sorunu

Atamız Atatürk Türk’ün yolunu

Bir daha sen tanıt canım Karaoğlan, gurban Karaoğlan“

Bir önceki yazımız olan Atatürk’ün Kaleminden Cumhuriyetin “Türk Ulusu” Tanımı başlıklı makalemizde Atatürk’ün Kaleminden Cumhuriyetin “Türk Ulusu” Tanımı, türk kimdir ve türk nedir hakkında bilgiler verilmektedir.

Share This Article

Related News

Atatürk Uzaya Çıkılacağını Önceden Bilmişti
Pakistan’lı Din Alimi Muhammed İkbal’in Atatürk Sevgisi
Atatürk’ün İnsan Sevgisi

About Author

admin

Mustafa Kemal Atatürk'e gönülden ve akıldan bağlı bir grup genciz. Amaçlarımız arasında yüce Atatürk'ün gerçek varlığının ortaya çıkması ve Atatürk'ün Türk Milleti tarafından daha iyi tanınmasını sağlamaktır. Yolumuz Kemal Atatürk'ün yolu,ışığımız rehberimiz varlık sebebimiz O'dur.

Leave A Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*